CHP daha iyi yönetir diye korkuyorlar
Cumhuriyet Halk Partisi’nin ülkeyi yönetip yönetemeyeceği kulağımıza sık gelen bir soru. Bu soruya verilecek en sağlam cevap, uzun nutuklarda ya da soyut vaatlerde değil, belediyelerde aranmalı. Çünkü belediyeler siyasetin en somut sınav yeridir. Orada niyet değil icraat, slogan değil sonuç, mazeret değil performans konuşur.
CHP’nin yönetme kapasitesi üzerine hüküm vermek isteyenlerin önce dönüp belediyelere bakmasında yarar var. Belediyeler bize sadece bir hizmet tablosu sunmuyor. Aynı zamanda bir öncelik sıralamasını, kamunun imkânlarının nereye ve kimin için seferber edildiğini de gösteriyor. Başka bir deyişle, burada sadece iş yapılıp yapılmadığına değil, nasıl bir yönetim anlayışının ete kemiğe büründüğünü de görüyoruz.
Son yıllarda CHP’li belediyelerde ortaya çıkan tabloya bu gözle bakıldığında belirgin bir fark görülüyor. Bu fark sadece daha çok iş yapılmış olmasıyla ilgili değil. Asıl fark, neyin öncelik sayıldığıyla ilgili. Kaynağın nereye ayrıldığıyla, belediyenin vatandaşa hangi gözle baktığıyla, gündelik hayatın hangi sıkıntılarına önce eğildiğiyle ilgili.
Kent lokantaları mesela. İlk ortaya çıktıklarında küçümseyenler oldu. Oysa mesele hiçbir zaman sadece ucuz yemek değildi. Mesele, belediyenin kent yoksulluğunu görüp görmediğiydi. Dar gelirlinin hayat pahalılığı karşısında sıkıştığını kabul edip etmediğiydi.
Aynı şekilde kreşler, öğrenci destekleri, annelere ve çocuklara dönük sosyal programlar da bize aynı şeyi söylüyor. Kaynağı doğru........
