menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Türkiye kendisine dayatılanı kabullendi”

14 0
03.03.2025

“Gök kubbe altında, yeni hiçbir şey yok” evrensel gerçekliği değişmedi; söylenmemiş, yazılmamış hiçbir şey yok—hep başa dönüyor, aynı şeyleri tekrar ediyoruz.

Ama birçok kez söylenmiş, yazılmış olanları tekrar tekrar ifade etme ihtiyacı da orada duruyor.!

Yeniden…

Farklı şekillerde ortaya çıkan cadı avları hep vardı.! Tarih boyunca, hemen her toplumda, iktidardakinin tehdit olarak gördükleri ‘bir şekilde’ suçlanmış, hedef alınmış ve yok edilmiştir.

Bazen ‘ibreti alem’ için kurban seçilen kişi ya da kişiler, bazen de gruplar...!

İslam dünyasında en bilinen ‘kurban’, "Her şey Allah’tadır ve her şey Allah’tandır" anlamında “En-el Hak” sözüyle tanınan Hallâc-ı Mansûr’dur.

Abbasi halifesi Muktedir, Mansur’u saltanatı için tehdit görüp ‘zındıklıkla’ suçlayarak yıllarca hapsetmiş, sonra ‘müsait’ bir kadı bulup 922 yılında işkenceyle idam ettirmişti.

Mansur’un kafası kesilip Dicle köprü başına dikildi, vücudu yakıldı, külleri nehre atıldı.

İbreti alem için.!

Hristiyan dünyasının Mansur’u—ondan beş yüz yıl sonra yaşamış olan—Jan D’Ark’tır.

Jan D’Ark, İngiltere ile Fransa arasındaki Yüzyıl Savaşlarında Fransız ordusuna ‘liderlik’ yaparak savaşın akışını değiştiren bir genç kızdı. Böylece VII. Charles Fransa kralı olabildi.

Jan D’Ark, ‘hain’ Burgonyalılar tarafından 10,000 Frank’a İngilizlere satıldı. Bir engizisyon mahkemesi onu ‘zındıklıktan’ suçlu buldu; o da kazıkta yakılarak idam edildi.

İbreti alem için.!

Bunlar olurken Kral........

© Gazete Pencere