Siyasete kızılır, küsülmez
Butlan krizi sonrasında muhalif seçmen içinde giderek yaygınlaştığı gözlemlenen “siyasetle ilgilenmeme” ve “oy kullanmama” tutumlarıyla somutlanan bıkkın, umutsuz ve çaresiz ruh halinin en çok ülkeyi yöneten iktidarın işine geldiği apaçık ortada.
Partilere küsebilir, tercihlerinizi değiştirebilirsiniz ama siyasete küsemezsiniz. Çünkü her şey siyasaldır ve aldığınız her tavır, tutum ve karar, yaşamınızı daha iyi hale getirmek için. Ve attığınız her adım, giriştiğiniz her mücadele siyasaldır. Bu yüzden siyasete küsemezsiniz.
2023 seçimlerindeki yenilginin ardından muhalif toplum kesimlerinin yaşadığı hayal kırıklığı kaçınılmaz bir biçimde siyasete yönelik ilgisizliği, hatta siyaset karşıtlığını beraberinde getirmişti. Değişim beklentisi o kadar büyüktü ki yenilginin hayal kırıklığı da o kadar yıkıcı oldu. Seçmenler siyasete ilgisini yitirirken muhalif siyasi blok açısından en büyük risk, atomizasyon olarak görünüyordu. Siyasi kutuplaşmanın muhalefet tarafında konumlanan seçmenler arasında yaklaşık üçte birlik bir kesim sandığa gitmemek, oy kullanmamak, siyaseti takip etmemek doğrultusunda tutum alıyordu. Geride kalan üçte ikinin ise birbirinden hızla ayrışan, “6’lı Masa”nın günahlarından hızla arınmak isteyen ve ittifakı/işbirliğini anlamsız görerek kendisini büyütmeye çalışan muhalif partiler arasında atomize olması söz konusuydu.
İktidara alternatif oluşturacak bir odaklanmanın ortadan kalktığı bir tabloda, ülkeyi yönetebilmek için yüzde 50 1’e ihtiyacınız olan bir siyasal sistemde, Cumhurbaşkanı Erdoğan için en ideal senaryo muhalefet partilerinin hızla birbirinden uzaklaşarak ittifak/işbirliği yapamaz hale gelmesiydi.
Bu senaryonun gerçekleşmesini CHP’nin 38. Kurultayı’nda yaşanan lider ve kadro değişimi engelledi. Bu değişimle beraber bir yanda siyasete küsen kesimler için yeni bir umut belirirken, bir yanda da muhalefetin atomizasyonunun önüne geçilmiş oldu ve muhalif seçmenlerin önemli bir kısmı yüzünü CHP’ye döndü. Nitekim bu dönüş 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde CHP’ye büyük bir zafer kazandırdı ve CHP, Türkiye’nin birinci partisi oldu.
İktidar, 31 Mart’ta aldığı yenilgiyi önce “normalleşme/yumuşama” hamlesiyle yıkıcı bir hasara dönüşmeden göğüslemeyi başardı, ilk şok atlatıldıktan sonra da yeni bir siyasal stratejiyi yürürlüğe koydu.
Geriye dönüp baktığımızda, o gün yaşarken anlamlandırmakta zorlandığımız pek çok hamlenin aslında bugün geldiğimiz noktayı planlayan, hedefleyen bir aklın bilinçli tercihleriyle hayata geçirildiğini de görebiliyoruz. Konjonktürel esnemeler, geçici........
