LGS öncesi çocuklarımızın en çok neye ihtiyacı var?
Milyonlarca öğrenci önümüzdeki hafta Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamında sınava girecek. Yaklaşık bir yıldır süren hazırlık sürecinin ardından artık son düzlüğe girildi. Bu dönemde öğrenciler kadar aileler de yoğun bir heyecan ve kaygı yaşıyor.
Her yıl sınav dönemlerinde aynı tabloyla karşılaşıyoruz. Çocukların çalışma programları konuşuluyor. Kaç soru çözdükleri, hangi okulu hedefledikleri, deneme sonuçları ve yüzdelik dilimleri gündeme geliyor. Sosyal medya pazarlama odaklı başarı hikâyeleriyle doluyor. Eğitim kurumları son hatırlatmalarını yapıyor. Veliler birbirlerine okul ve puan soruyor.
Ancak bütün bu telaşın içinde çoğu zaman gözden kaçırdığımız çok önemli bir konu var: Çocuklarımızın taşıdığı psikolojik yük.
Oysa eğitim hayatı boyunca çocuklarla çalışan bir eğitimci olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, sınavın sonucu kadar sınava giderken yaşanan süreç de önemlidir. Hatta bazı durumlarda süreç, sonuçtan çok daha kalıcı izler bırakabilir.
Çünkü çocuklar yalnızca matematik, fen ya da Türkçe sorularıyla mücadele etmiyor. Aynı zamanda beklentilerle, kıyaslamalarla, başarısızlık korkusuyla ve gelecek kaygısıyla da mücadele ediyorlar.
LGS yalnızca akademik bilgiyi ölçen bir sınav gibi görünse de çocuklar açısından bundan çok daha fazlasını ifade ediyor. Çünkü bu yaş grubundaki öğrenciler henüz ergenlik döneminin başındalar. Kimliklerini oluşturmaya, kendilerini tanımaya, güçlü ve zayıf yönlerini keşfetmeye çalışıyorlar. Böyle bir dönemde karşılarına çıkan yoğun rekabet ortamı, birçok çocuk tarafından yalnızca bir sınav olarak değil, kişisel değerlerinin ölçüldüğü bir değerlendirme gibi algılanabiliyor.
Belki de en büyük sorun burada başlıyor. Çocuklar sınavı yalnızca bir sınav olarak yaşamıyor. Bir kısmı ailesini mutlu etmek için sınava giriyor. Bir kısmı öğretmenlerini hayal kırıklığına uğratmaktan korkuyor. Bir kısmı arkadaşlarının gerisinde kalmaktan endişe ediyor. Bazıları ise daha şimdiden hayatlarının birkaç saatlik bir sınav sonucuna bağlı olduğuna inanmaya başlıyor.
İşte tam da bu nedenle ailelerin kullandığı dil büyük önem taşıyor. Çocuklar çoğu zaman anne ve babalarının söylediği cümlelerden çok, hissettirdiklerini hatırlarlar.
"Bu sınav senin için çok önemli."
"Hayatını belirleyecek bir süreç."
"Bu kadar emek boşa gitmesin."
"Bu liseyi mutlaka kazanmalısın."
gibi........
