CAN’LAN BİRAZ!
"İçi geçmiş, yorgun, yılgın insanların dünyasından"
silkinip dışarı çıkmak gerekiyor.
Yaşayabilmenin, canlılığın, can olmanın ateşini içimizde duyuvermek:
"Hayat! Seninle baş etmeye, sendeki zenginliği, mucizeyi keşfe hazırım!" diyebilmek!”
(Ahmet İnam; Hayatımızdaki İnce Şeylere Dair)
Kalbi yaralı hayatlar yaşıyoruz, bükülmüştür beli, içinden geçtiğimiz zamanların, boğuşmaları bitmiyor içimizdeki deryaların. Akıp gidiyor, bakamıyoruz zamana. Zamanı yitiriyoruz, canını okuyoruz zamanın, zaman canımızı okuyor, Anı yitiriyoruz, cansız anları yaşıyoruz, c/an sıkıntısı yaşıyoruz. Mekânın canını yitiriyoruz, mekâna sığmıyoruz, ferahlatmıyor mekân bizi, can bulamıyoruz mekânda. Canı tüketiyoruz, tükeniyoruz. Yaşadığımız hayatın içinde can bulamıyoruz, can olamıyoruz, canla olamıyoruz, canlanamıyoruz.
İç gücümüzün farkında olmamız gerekiyor. İçimizdeki ateşin, canımızın farkına varmak: İşte asıl mesele burada. Dışımızdaki hayatı güzelleştirebilmek için içimizdeki hayatın üzerine titrememiz gerekiyor. Dışımızda ve düşümüzde bir hayat var; bir de yaşadıklarımız var, içinde olduğumuz ahval. Ne demiştik; hangi hâl üzere isek o hâle uygun ahval ile karşılaşıyoruz. Ne üzere........
