menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

11 NİSAN: ŞANLI DİRENİŞİN ADI

8 0
11.04.2026

Tarih sadece geçmişte yaşanmış olayların anlatıldığı bir alan değildir. Aslında tarih, bugün kim olduğumuzu, nasıl düşündüğümüzü ve dünyaya nasıl baktığımızı belirleyen görünmez bir hafızadır. Bir toplumun yaşadığı acılar, sevinçler ve mücadeleler zamanla sadece geçmişte kalan olaylar olmaktan çıkar karaktere, kimliğe ve ortak bir ruha dönüşür. İnsan bazen yaşadığı şehrin tarihini sadece bir bilgi olarak öğrenir. Ama bazı şehirler vardır ki, geçmişi sadece kitaplarda değil, sokaklarında, insanlarının konuşmalarında ve hatta bakışlarında taşır. Şanlıurfa tam olarak böyle bir şehirdir. Burada bazı tarihler sadece hatırlanmaz, hissedilir tıpkı bugün olduğu gibi.

   11 Nisan 1920 de bu anlamda yalnızca bir “kurtuluş günü” değildir. Bu tarih, bir halkın yeniden ayağa kalkmasının, birlikte hareket etmesinin ve “biz varız” diyerek varlığını ilan etmesinin sembolüdür. Bugün Urfa’da bu tarih konuşulduğunda aslında sadece bir olay değil, bir hissin hâlâ canlı kaldığını da görürsünüz.

   Ben bunu her düşündüğümde şunu hissederim: bazı tarihler kitaplarda kalmaz, insanların bakışına, konuşmasına, hatta günlük hayatına bile sızar. 11 Nisan da böyle bir tarihtir. Ve belki de en önemli yanı bu dur bir bilgi değil yaşayan bir hafıza olması. İnsanların zihnin de hatırlanan daimi bir gün olması.

ZOR ZAMANLARIN İNSANA ETKİSİ

İnsan psikolojisi için en zor durumlardan biri belirsizliktir. Ne olacağını bilememek, kontrolün kendinde olmadığını hissetmek, kişiyi hem zihinsel hem de duygusal olarak yıpratır. Sonunun ne olacağını bilemeyen insan daha çok strese girer ve netice ister. Uzun süren stres durumları insanı zamanla içe kapatabilir, umutsuzluğa sürükleyebilir ve “artık hiçbir şey değişmez” düşüncesine götürebilir. Biz psikolojide bu duruma “öğrenilmiş çaresizlik” deriz. Yani kişi ya da toplum, ne yaparsa yapsın sonucu değiştiremeyeceğine inanırsa zamanla geri çekilir. Bu sadece bireysel bir durum değildir toplumlar da aynı psikolojik süreçlerden geçebilir.

Ancak savaş gibi ya da milli zafer elde etmek gibi durumlarda bu netice değişiklik gösterir. Urfa’nın kurtuluş hikâyesi bu noktada farklı bir yere oturur. Çünkü tüm zorluklara rağmen geri çekilmek yerine bir araya gelmek, dayanışmak ve mücadele etmek seçilmiştir. Bu seçim sadece fiziksel bir direniş değil, aynı zamanda zihinsel bir dönüşümdür.

Bazen insanı en çok zorlayan şey yaşadığı olay değil, o olay karşısında kendini nasıl gördüğüdür. Urfa halkı bu noktada kendini “çaresiz”........

© Gazete İpekyol