EMEĞİN GÖÇÜ: MEVSİMLİK İŞÇİLER
Göbeklitepe, on iki bin yıllık bir geçmişe sahip. Tarihçilerin ortak kanaatine göre insanın göçebe hayattan yerleşik hayata geçişi tarımla başladı. O günden bugüne bedenimizin ihtiyaç duyduğu her sebze, her meyve, her hububat; toprağın bereketiyle, insan emeğinin sabrıyla sofralarımıza ulaşıyor.
Pazarda, manavda, markette rengârenk dizilen o bereketin arkasında çoğu zaman görünmeyen kahramanlar var. Bugün size Şanlıurfa'nın on iki bin yıllık tarihini, Balıklıgöl'ün huzurunu, kebabın eşsiz lezzetini ya da sıra gecelerinin nağmelerini anlatmayacağım.
Bugün emeği, emekçiyi anlatacağım.
Alın teri döken ama çoğu zaman sahipsiz bırakılan mevsimlik tarım işçilerini…
Şanlıurfa Valiliğinin yaptığı bir çalışmaya göre il genelinde yaklaşık 26 bin aileden 170 bin kişi mevsimlik tarım işçisi olarak başka illere göç ediyor. Bu yolculuk bir tatil için başlamıyor. Hayatta kalabilmek, evine bir lokma ekmek götürebilmek ve onurlu bir yaşam sürebilmek için yola çıkıyorlar.
Vardıkları yerde onları bir ev beklemiyor. Dinlenmek, uyumak ve kendilerini koruyabilmek için yalnızca naylondan yapılmış çadırlar var. O çadırların içinde yılana, akrebe ve haşereye karşı yaşam mücadelesi veriyorlar. Su ve elektrik gibi en temel ihtiyaçlara bile güçlükle ulaşabiliyorlar.
Güneşin ilk ışıklarıyla başlayan mesai, gün batımına kadar sürüyor. Üstelik........
