CAHİLLİĞİN TEHLİKELİ YÖNÜ
İnsan, kendisinden başkasını düşünmekle insandır. “Başkasını düşünmek” dinin de temel ilkesidir. Kur’an-ı Kerim, “başkasını düşünmek” temeline dayalı bir toplum düzeni oluşturmuştur. Bu itibarla fakir ve miskine yardım etmeyi sıkça emrediyor, zekâtı vermeyenleri, yardım etmekten kaçınanları acıklı bir azapla tehdit ediyor. Maun suresinde de yetimlere, kimsesizlere sahip çıkmak yerine onları tartaklayanlar ve yoksulu doyurmaya yanaşmayan benciller “dini yalanlayan” kavramıyla teşhir edilmişlerdir. Allah, bu iki vasfı din olarak niteleyerek, dinin başkasını düşünmek temeline dayandığını beyan etmiş olmaktadır.
İslam’ın diğer dinlerden ve düzenlerden ayrılan en önemli temel ilkelerinden biri “Başkasını da kendisi gibi düşünmek”tir. Dünya hayatında huzur ve mutluluğu sağlayan ilahi bir kanundur. Toplumda merhameti egemen kılmanın, insanca ve uygar yaşamanın vazgeçilmez bir kuralıdır.
“Başkasını da düşünmek” gerçek imandan kaynaklanan bir erdem, bir aydınlıktır. İslam’ın ortaya koyduğu toplum projesinin ve iki dünya mutluluğunu sağlamaya yönelik yol haritasının temelini oluşturur. Bu erdem yardımlaşmayı, o da dostluğu, kardeşliği, sevgi ve saygıyı doğurur. Bunun sonucunda da toplum bir vücut haline gelir. Tüm insanlığa model olsun diye Asr-ı saadette insanlığın seyidi Peygamberimiz (ASV)’ın eliyle böyle bir toplum meydana getirilmiştir. Hakir görülen topraktan gülleri, çeşit çeşit çiçekleri, leziz nimetleri yaratan Allah, putperest ve vahşi bir toplumdan yer ve gök halkına parmak ısırtan en uygar sahabe toplumunu çıkarmıştır. İşte bu toplumun mayası, güçlü imandan elde edilen “başkasını düşünme” ilkesidir.
Söz konusu bu ilkenin, imanın tezahürü olduğuna dikkat çekmek üzere Peygamberimiz (ASV): “Hiçbiriniz kendi için istediğini kardeşi için de istemedikçe iman etmiş olamaz.” buyurmuştur. (Buhari, İman, 7;........
