NEREYE GİDİYORUZ BEYLER!
BERABER oturamıyoruz!
Beraber düşünemiyoruz!
Beraber tartışamıyoruz!
Kimse farkında değil aynı sınırların için yüzyıllardır yaşayan bir toplum olmaktan uzaklaşıyoruz.
Bunlardan faydalanmak üzere yola çıkmış olanların tuzağına düşüyoruz.
Bu siyasette de böyle…
Sivil toplumda da böyle...
Biz bölündükçe onlar güçleniyor.
Biz ayrı düştükçe onların egemenliği artıyor.
Biz kutuplaştıkça onların popülaritesi artıyor.
Okumayı boş vermişiz.
Düşünmeyi boş vermişiz.
Dinlemeyi boş vermişiz.
Biz boş verdikçe onlar heybelerini güçle, iktidarla doldurmuşlar haberimiz bile olmamış.
Kimimiz, ‘A’ Parti, kimimiz, ‘B’ peşinde.
Kimimiz ‘X’ takımı tutuyor, kimimiz, ‘B’yi, ‘C’yi…
Niye olduğunu bilmiyoruz ama...
Hangi fikirlerle kandırılıyoruz farkında bile değiliz.
Hangi parti, hangi politikalarla iktidarda bilmiyoruz ama peşindeyiz.
Hangi parti, hangi değişik fikirlerle daha iyiyi sunacak bilmiyor, aldırış bile etmiyoruz ama koşulsuz destekliyoruz.
Okumayan, öğrenmeyen, öğrenmeye heveslenmeyen zır cahil bir toplum olduk.
Sorsanız burnumuzdan kıl aldırmıyoruz ama sokaktaki adam ülkenin başkentini, cumhuriyetin ne zaman kurulduğunu bilmiyor.
Maddenin üç hali nedir, diye soruluyor sokaktaki vatandaşa;
Persil, Tursil, çamaşır suyu.
Esrar, eroin, kokain diye cevaplıyor.
Bazı takım taraftarları,
‘Ülkeyi temsil edecek takımın karşılaşacağı yabancı takımın formasını giyip, destekleyeceğiz’ diyor.
Bir diğeri, ‘Adama bak, O yabancı takım nasıl da ko..u’ deyip gülüyor. Bu nasıl milliyetçilik diye şikayet ediyor.
Kendine yapılanı unutup, başkasının kayırıldığından bahsediyor.
Hepimiz aynı ülkenin vatandaşı olduğumuzu unutuyoruz ve;
Arkadaşlıklar bitiyor.
Bu ülke nereye gidiyor?
Biz nereye gidiyoruz?
