TÜİK MUCİZE YARATTI
Bu ülkede ekonomiye olan güven son yıllarda ciddi bir düşüş gösterdi. Ama bazı kurumlar da bu güvensizlikten nasibini fazlasıyla aldı. En çok da TÜİK'e olan güven sarsıldı. Özellikle de enflasyon açıklamalarıyla bu güveni ciddi şekilde zedeledi TÜİK… En son TÜİK en az yüzde 3 artış beklediğimi söylediğim mart ayı enflasyonunu yüzde 1,94 açıklayınca. herkes şaştı kaldı bu işe… Üstelik akaryakıttan temel tüketim maddelerine uzanan zam fırtınası tüm hızıyla sürmesine rağmen... Daha da detaylandırayım; Bakın bu ülkede sadece son bir ayda akaryakıta tam 14 kez zam yapıldı. Zira İran savaşı var biliyorsunuz. Hürmüz boğazı kapatıldı. Benzinin varil fiyatı 100 doların üzerine çıktı. Türkiye'de de üst üste yapılan bu fiyat artışlarıyla, motorinin litre fiyatı yüzde 23 arttı 80 TL sınırını aştı. Üstelik daha bir hafta önce ekmeğe yüzde 17 zam yapıldı. Vatandaşın kırmızı eti çoktaaan unuttuğunu söylememe sanırım gerek yok. Meyveden sebzeye, peynirden zeytine, yağa, suya sabuna art arda yapılan zamlar cep yakıyor. Millet markete artık sanki bir müzeye gider gibi gidiyor. Gıda ürünlerini, temel ihtiyaç maddelerini alamıyor sadece seyrediyor. Durum böyle ama bu TÜİK ne diyor, mart ayında fiyatlarda sadece yüzde 1,94 artış yaşandı. TÜİK sanki bu ülkenin istatistik kurumu değil, başka bir yerden verilerini topluyor galiba. Yoksa ülkede yaşanan bu zam fırtınasını görmezden gelmek mümkün değil. Yoksa hayat pahalılığını en az yarı yarıya düşük gösteren resmi enflasyon rakamlarını açıklayabilir mi? TÜİK'in bu saçma sapan enflasyon rakamlarının en büyük zararını emekli, memur, asgari ücretli görüyor yıllardır. 6 ayda bir aldıkları enflasyon farkları da buhar olup uçuyor. Unutmadan dikkatinizi çekeyim; enflasyonu bu kadar düşük göstermelerine rağmen, yıllık enflasyonu da yüzde 30'lardan aşağı bir türlü düşüremiyorlar. Sonuç olarak bu ülkede yıllardır hepimizin gözü önünde bir resmi enflasyon oyunu oynanıyor. Bu oyunun kaybedeni ise işçisinden kamu emekçisine, asgari ücretlisinden emeklisine milyonlarca vatandaşımız. Maaşları, ücretleri TÜİK’in resmi enflasyon rakamlarına göre arttırılan ama gerçek enflasyona göre geçim savaşı veren milyonlar her geçen gün yoksullaşıyor, sefalet girdabından çıkamıyor. Bakın yoksulluk sınırının 110 Bin TL’ye, açlık sınırının 45 bin TL’ye dayandığı ülkemizde, yılın başında 5 bin 970 artışla açlık sınırının dahi altında tutulan asgari ücret son üç ayda 2 bin 820 TL eridi. Yılın başında 3 bin 119 TL artış ile açlık sınırının yarısına doğru itilen en düşük emekli aylığı ise son üç ayda 2 bin 10 TL erimiş halde. Kamu emekçilerinin maaşlarında yılın ilk 6 ayı için yapılan yüzde 11 artışın 10 puanı daha ilk üç ayda buharlaştı. TÜİK'in bu gerçeklerden uzak açıklamaları memur sendikalarını da çileden çıkardı. KESK Samsun Dönem Sözcüsü Mustafa Niyazi Bulut, "Emekçilerin, dar gelirlilerin sırtındaki yük TÜİK’in sahte enflasyon rakamlarıyla, adaletsiz vergilerle daha da ağırlaştırılmakta, maaş, ücret artışları daha ceplerine girmeden alınıyor" diyor. Durum bu, Enflasyonda kendi kendine harikalar yaratan TÜİK, bakalım nisan ayında hangi hayali rakamları açıklayacak. Zira daha iki gün önce elektrik ve doğal gaza yüzde 25 zam geldi. Hazır olun benzin ve motorine de yine zam geliyor! Bu gece yarısı tabelalar bir kez daha değişecek. Zamlar yağmur gibi yağsa da ne olacak ki. Her yönüyle inanılmaz bir ekonomiye sahibiz. Savaş var, petrol fiyatları 100 doların üzerinde. Motorin ve benzine sürekli zam geliyor ama bizim enflasyon TÜİK'e göre düşüyor. Sonunda sürekli mucize sergileyen bir ekonomi yaratmayı başardık! Şaka gibi ama hiç kimse gülemiyor!
