menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

BİR ASRIN BÜYÜK DÖNÜŞÜMÜ (2)

13 0
23.05.2026

Yazı dizimizin ilk bölümünde, Gümüşhane’nin Çalık köyünden Samsun’a uzanan göçün, tarım toplumunun çözülüşünün ve geçiş kuşağının hikâyesini incelemiştik. Bugün ise 1975 sonrasında şehirde doğan, üniversite sıralarından geçip bambaşka bir dünyaya gözlerini açan nesillerin ve bizi bekleyen geleceğin izini sürüyoruz. 

1974–1991 yılları arasında doğan beş çocuğumun tümü üniversite mezunudur, tümü evlidir ve farklı mesleklerde profesyonellerdir. Ancak ortalama çocuk sayıları 2'nin altındadır. Çünkü demografik göstergeler ve toplumsal zihniyet otuz yıl gibi kısa bir sürede tarihte ender görülen bir hızla değişti. 1975'te 40 milyon olan ülke nüfusu, 2000 yılında 67,8 milyona ulaştı. Kentsel nüfus oranı yüzde 65'e fırlarken, doğurganlık hızı ise 2,5 seviyesine geriledi. Bu kuşak, üniversite eğitiminin kitleselleştiği ilk nesil oldu. Özellikle kız çocuklarının okutulması bir norm hâline geldi ve kadınların iş hayatına katılımı arttı. Bu durum evlilik yaşını yükseltirken çocuk sayısını doğrudan azalttı. İstatistiksel bir gerçek olarak, eğitim düzeyi ile doğurganlık arasındaki evrensel ters orantı ülkemizde de kendini gösterdi; nitekim günümüzde üniversite mezunu kadınların doğurganlık hızı 1,22 iken, okuma yazma bilmeyenlerde bu oran 2,65'tir.

Teknolojik açıdan bu kuşak, analog ile dijital dünya arasında köprü oldu; renkli televizyon ve uydudan sonra cep telefonu ve internetle tanıştılar. Bilgisayarı ofiste öğrendiler, oysa çocukları teknolojinin içine doğacaktı. Kadının ekonomik bağımsızlığı ve artan bireycilikle birlikte boşanma artık bir utanç değil, bir tercih olarak görülmeye başladı. Şehir hayatında ev, araba, tatil ve çocuk eğitimi maliyetlerinin katlanması, gençlerin evlilikleri ertelemesine ve çocuk kararını geciktirmesine yoğun bir ekonomik makas oluşturdu. Kırsal nüfus erirken köyler sadece yaşlılara kaldı; köy artık bir üretim merkezi değil, bayramlarda gidilen bir nostalji mekânı oldu. Bugün geldiğimiz noktada Türkiye'nin demografik tablosu........

© Gazete Gerçek