MİRAS
Her devirde insanların büyük korkusudur zindanlara atılmak. Mahpusluk söz konusu olunca en büyük açmazımızı gözden kaçırıyoruz: Sadece kendi varlığıyla meşgul olmak; yani dışarıdaki dünyaya gözlerini kapatarak kişisel alanına hapsolmak. Gündem kulağımızın dibinde davullarını çalıp bizi bize mahkûm ederken koskoca devirlerin kapanıp yenisinin açıldığını göremiyoruz. Hatta bence Orta Çağ’ın karanlığında dahi yüzyılımızın insanı kadar dünyadan bihaber değildi insanlık. Sözüm ona bunca haberleşme araçlarımız var; ama hiçbiri bir işe yaramıyor.
Gerçekler sentetik bilgilerden oluşmuş devasa bir okyanusta cam bilyeler gibi dibe batıyor bizler görmeden. Asıl niyetimiz gözlerimizi açmak değil çünkü. Bir de her şeyi bildiğimizi sanıyoruz; zira elimizin altında sorularımıza (yalan yanlış) anında yanıt veren bir sistem var. Alanımız daralsın diye de egolarımızı da şişirdikçe şişirdiler “Sen eşsizsin, sen benzersizsin,” diye. Hatta popüler bir şarkı bile yaptılar, her yerde zihnimize kazındıkça kazındı. “Benden bir tane daha yok. Ben tekim ve muadilim yok.” Herkesin hoşuna gitmese de istemsiz öğrenme diye bir şey olduğundan kulağımıza belki oradan da bilinç altı kayıtlarımıza girdi çoktan. Çoğunu onların yarattığı kafamızın içinde binlerce biz, mutluyuz. “Başka insanlara ve başka dünyalara ihtiyacın yok,” fikrini iyice benimsettiklerinden zihnimizin içine tıktılar bizi. Oradan çıkmak da işimize gelmiyor pek, çünkü çok rahat.........
© Gazete Gerçek
