menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gülümse Atina, kaydediyoruz!

5 0
13.02.2026

​Diplomasi koridorlarında bugünlerde tuhaf bir koku var; biraz deniz tuzu, biraz barut, en çok da "yeni bir dönemin" keskin kokusu.

Ankara’da Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Miçotakis imzaları atarken, New York'ta Tufan Erhürman, BM’nin "tozlu dosyalarını" masadan aşağı itti.

​Herkesin dilinde bir "bahar" türküsü... Peki, bu bir barış senfonisi mi, yoksa fırtına öncesi sessizlik mi?

​MİÇOTAKİS’İN "ANKARA VALSİ"

​Ankara’daki manzaraya bakarsak; Miçotakis’in yüzünde o meşhur "fırsat penceresi" tebessümü vardı.

Ama o pencerenin arkasında, Ege’de yüzde 60 azalan göçmen trafiğinin rahatlığı ve Türkiye’nin "Mavi Vatan" doktriniyle yüzleşmenin getirdiği o rasyonel kabulleniş saklıydı.

Miçotakis’in bu rahatlığı, aslında Ankara’nın çizdiği sınırların içindeki bir konfordur.

Miçotakis biliyor ki; Türkiye ile kavga etmek Atina için artık lüks değil, bir "beka" sorunudur.

Erdoğan’ın "Meseleler hukukla çözülür" cümlesi ise bir temenni değil; "Ege’de attığınız her adımın hesabını bu masada sorarız" diyen bir hamle.

​ERHÜRMAN: BİZ BU FİLMİ DAHA ÖNCE İZLEDİK!

​Tam Atina ile Ankara arasında pembe bulutlar gezinirken, KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman New York’ta masaya "bombayı" bıraktı.

Guterres’e sunulan 4 maddelik metodoloji, aslında Rum tarafının yıllardır süren "müzakerecilik tiyatrosu"nun perdesini indirdi:

"Ucu açık süreçlere karnımız tok"........

© Gazete Damga