BİR POLONYA FACİASI!
Mesela Milliyet gazetesine 1976’da girdiğimde yaklaşık iki ay sonra Montreal Olimpiyatları başlamıştı. Gazete buna çok değer veriyordu. Dil bildiğim için yabancı ajansları tercüme edebiliyordum. Tam 24 gün gazetede adeta yattım ve sonuçta bol detaylı bir gazete yayımlandı.
Mesleğime böylesine bağlıydım.
Hayatım boyunca da bu düstur ile yaşadım. Eğer çalışkan ve işine bağlı değilsen çok yürüyemezsin, takılıp kalırsın. Her meslekte bu böyledir.
Galatasaraylıyım. Milliyet gazetesinde çalıştığım dönemlerde Galatasaray muhabirliği de yaptım. Hatta teknik direktör Derwall’ın medya tercümanlığını da… O zamanlarda da çok çalışırdım. Şimdi de elimden geldiğince.
Çarşamba günü hazin bir olay yaşadım. Benim gibi milyonlarca kişi hak edilmiş bir yenilgiyle yüz yüze kaldı. Galatasaray yenilgisi için bir şey demeyeceğim. Ama ortada bir hakem rezaleti var ki sormayın gitsin.
Marciniak yıllardır takip ettiğim dünyanın sayılı hakemlerinden biriydi. Bir iki yıl önce bir sakatlık geçirdi. Şimdi düzeldi demiştik. Galatasaray maçına verilmesinden de mutlu olmuştum. Çünkü adil bir hakem daima bir sporcu için önemli bir eşiktir.
Ama o da ne? Maç başlarken 4’üncü hakem Rajkovski’nin ortaya çıktığını, Marciniak’ın da dördüncü hakem pozisyonuna geçtiğini gördük. Madem sakatsın veya sakatlığın daha geçmedi, neden İngiltere’ye geldin?
Burada maç sırasında rezillikler başladı. Osimhen yere düşürülüyor, hakem eliyle “Kalk, kalk” diyor. Oysa kol kırılmış. Torreira sakatlanıyor, “Çık, çık” diyorlar ama oyundan çıkıyor. Lang’ın sakatlığı ölçü değil.
90 dakika boyunca her faul yapılan futbolcuya ters davrandılar. Tam bir taraf gibi davrandılar. Oysa kendi başbakanları Tusk daha üç beş ay önce Türkiye’ye koşup NATO kisvesi altında yalvar yakar İHA ve SİHA peşinde koşarken bu hakemleri aklına getirmemişti herhalde.
İşte böyle.
Sonuç: Galatasaray kötü oynadı. Turu hak etmedi. Okan Buruk kötülerin en kötüsüydü. Sekiz hafta kaldı. 7 puan fark var. Devam.
Haa, bir ekleyeceğimiz bir şey var. Icardi artık Galatasaray için bir sorun. Sen ısınırken oyuna sokmak istiyorlar, elinin tersiyle itiyorsun. Burası Arjantin kulübü değil. İki dakikada kapının önüne koyarlar. Bu kulüp senin için çok “tolerans” gösterdi. Kaan Ayhan oyuna girmen için sana neredeyse yalvardı.
Yeter artık.
Galatasaray şapkasını önüne koymalı ve bütün kupaları toplamalı.
Hoşçakalın
