Yarının İnşaası
Beşiktaş, Trendyol Süper Lig’in 29. Hafta açılış maçında, Dolmabahçe’de Hesap.com Antalyaspor’u konuk etti. Karşılaşmaya hızlı başlayan Siyah-Beyazlılar, sahadan 4-2’lik galibiyetle ayrılarak, haftayı 3 puanla kapadı.
Öncelikle şunu söyleyeyim; dün akşam Beşiktaş’ın kendi sahasında oynadığı karşılaşmada sahaya yansıyan enerji, takımın oynadığı futbol ve tribünlerin coşkusu, tam da özlediğimiz türdendi.
Beşiktaş, maçın başlama düdüğüyle birlikte ne yapmak istediğini bilen bir görüntü verdi. Topu isteyen, oyunu rakip yarı sahaya yıkan ve daha ilk dakikalardan itibaren golü kovalayan bir takım vardı sahada. Siyah-Beyazlılar, özellikle sol kanatta Jota Silva’nın hareketliliğiyle Antalya savunmasını zorlaması, sürekli boşluk araması ve ilk dakikalarda bulduğu pozisyonlarla erken gelecek golün sinyallerini zaten verdi. Beşiktaş’ın hızlı ve iştahlı oyunu, Antalya savunmasının zayıflığı ve hatta hatalarıyla birleşince, Siyah-Beyazlılar 10 dakikada iki gol buldu.
Önce Orkun sahneye çıktı… Sağ ayağının dışıyla yaptığı zarif vuruşla, henüz 5. dakikada takımını öne geçirdi. Ardından Jota Silva istediğini aldı ve farkı ikiye çıkardı. Hal böyle olunca, Beşiktaş için rahat bir akşamın adımları atılmış oldu. İlerleyen dakikalarda Antalya golü bulsa da Oh’un golüyle devre arasına 3-1 önde girildi.
Maçın dikkat çeken bir diğer tarafı da Sergen Yalçın’ın ilk onbir tercihleriydi tabii. Pek çoğumuz sahaya çıkan ilk onbiri görünce şaşırmış olmalı. Ama beklenmediğimiz bir rotasyonla, alışılmışın dışında tercihleri sahaya süren Sergen Hoca, takımının ligdeki konumunun artık büyük ölçüde netleştiğine inanmanın verdiği rahatlıkla, risk almaktan çekinmeyen bir yaklaşım sergiledi. Böylece hem formu düşük oyunculara dinlendirdi hem de gelecek sezonun hesapları içinde, daha az süre bulan isimleri sahaya sürerek mevcut kadroyu test etti bana göre. Yani Sergen Yalçın’ın dün akşamki tercihleri, takımın geleceğine yönelik planlarının ve taktiksel arayışlarının bir yansıması olarak okunmalı. Bir bakıma, bu hamlelerle Sergen Yalçın ve ekibinin, mevcut durumu analiz ettiğini ve uzun vadeli düşünmeye başladığını söyleyebilirim.
Maça dönersek, ikinci yarı biraz daha dengeli geçti. Oyunun temposu ilk yarının o yüksek ritmini yakalayamadı ama iki takım da birer gol bulmayı başardı. Ligimizde bazı takımlar vardır ki, yerlerde yatar, süreye oynar, oyunu soğutur… Dün akşam sahada bunlar yoktu. Her iki takımın açık oyunu tercih etmesi, zevkli ve keyifli bir karşılaşma izlememize neden oldu.
Dün akşamın bir güzel tarafı da şuydu, yazının başında da söylediğim gibi, uzun zamandır hep istediğimiz, özlediğimiz Beşiktaş’ı izledik. Özellikle ilk yarıda… İstekli, cesur, üretken ve seyir zevki yüksek bir oyun. Siyah-Beyazlı camianın da takımından beklentisi tam olarak işte bu. Skordan bağımsız, sahada ruhuyla mücadele eden ve oyunu domine etmeye çalışan bir takım. Eski günlerdeki gibi.
Ayrıca, ben bu satırları yazarken, BJK Divan Kurulu Toplantısı’nda konuşma yapan Başkan Serdal Adalı’nın, ‘Futbol takımımız sportif olarak istediğimiz yerde değil, ancak takımda bir ışık görüyoruz. Yıllar sonra maçları heyecanla bekliyoruz.’ sözleri sadece mevcut durumun tespiti değil, aynı zamanda geleceğe dair güçlü bir inancın yansımasını da ifade ediyor.
Doğru adımların atıldığına dair oluşan bu ortak hisle, Beşiktaş’ın sadece bugünü değil, yarını da inşa etmeye başladığını söylemek mümkün.
