Kariyerin görünmeyen kuralları: Okulun anlatmadığı, hayatın öğrettiği dersler
Dünya yeniden kuruluyor.
Yapay zeka yalnızca işleri değil, meslekleri de dönüştürüyor. Bugün üniversite sıralarında oturan milyonlarca genç, büyük ihtimalle mezun olduklarında henüz adı bile konmamış mesleklerde çalışacak. Buna karşılık bugün gözde görülen pek çok uzmanlık alanı sessizce tarihe karışacak.
Böyle bir çağda gençlere hâlâ kırk yıl önce verilen kariyer tavsiyelerini vermek, yönü değişmiş bir okyanusta eski bir pusulayla rota çizmeye benziyor.
Kırk yılı aşkın çalışma hayatıma dönüp baktığımda aklıma hep aynı düşünce geliyor:
Keşke bunları bana on sekiz yaşımdayken biri anlatsaydı.
Bu dersleri ne üniversitede öğrendim ne de MBA programlarında.
Hayat öğretti.
Pekin’de…
Paris’te…
Brüksel’de…
Londra’da…
Ankara’da…
Dünyanın farklı köşelerinde diplomat, uluslararası bürokrat, şirket yöneticisi, danışman ve girişimci olarak çalışırken teknolojinin değiştiğini gördüm.
Siyasetin değiştiğini gördüm.
Ekonominin değiştiğini gördüm.
Ama insan tabiatının pek değişmediğini de gördüm.
Çok çalışın ama akıllıca çalışın
Bizim kuşağa hep aynı cümle söylendi:
“Çalışırsan başarırsın.”
Ben de buna bütün kalbimle inandım.
Belki de gerçekten “inek öğrenci” diye tarif edilen insanlardan biriydim.
Çok çalıştım.
Gece çalıştım.
Hafta sonu çalıştım.
Bundan pişman değilim.
Ama yıllar bana şunu öğretti:
Çok çalışmak tek başına başarı getirmiyor.
Neye çalıştığınız…
Kiminle çalıştığınız…
Nerede çalıştığınız…
Hangi problemi çözdüğünüz…
Ve ürettiğiniz değeri görünür kılıp kılamadığınız da en az emek kadar önemli.
Hayat boyunca benden daha az çalışan insanların çok daha yüksek makamlara geldiğini de gördüm; olağanüstü yetenekli insanların hak........
