menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Longevity’nin dünyaca ünlü mimarı Dave Asprey: "Ben olsam Türkiye'nin global longevity markasını hamam ile inşa ederdim"

14 0
22.05.2026

Son birkaç yıldır küresel sağlık sektöründe iki kavram öne çıkıyor. Longevity ve biohacking. Longevity, basit haliyle "uzun yaşam" demek. Ama bugünkü kullanımı çok daha keskin. Mesele ömrü uzatmaktan çok, o ömürdeki sağlıklı yılları uzatmak. Yani 90'a kadar yaşamak değil. 80 yaşında da zinde olmak. Biohacking ise bunun aracı haline gelmiş durumda. Kan testleri, uyku verileri, beslenme protokolleri, takviyeler... Yıllık check-up yerine kişiye özel verilerle yönetilen sürekli bir optimizasyon süreci.

Bu ikili, küresel sağlık ekosisteminin yeni merkezi oldu. Wellness ekonomisi 6.8 trilyon dolara ulaştı. İlaç sektöründen de büyük bir hacim. Silikon Vadisi yatırımcıları, Hollywood yıldızları, Wall Street yöneticileri günlük gelişimlerini Instagram'da paylaşıyor. Bryan Johnson gibi isimler tüm yaşamlarını longevity etrafında inşa edip Netflix belgeseli çekiyor. Türkiye'de bu konu, henüz sosyetenin sınırlarını yeni yeni aşıyor. Ama küresel bir akımın yerel bir ana akıma yerleşmesi her zaman an meselesi.

Hikâye tam da bu eşikte başlıyor.

Geçtiğimiz gün otuzlu yaşlarda genç bir CEO’nun yıllık longevity check-up'ını anlattığı bir videoya denk geldim. Dubai'ye uçmuş. Üç gün için tam on iki bin dolar ödemiş. Videoda sürekli kırk yedi biyobelirteçten (genellikle kan, idrar veya doku örneklerinde ölçülen proteinler, genler veya enzimler) bahsediyordu. Döndüğünde ilk yaptığı şeyin de kardiyoloğunu değiştirmek olduğunu söylüyordu.

Videonun bir kısmında "Yeni doktorum David Sinclair'in metodolojisini biliyor. Eskisi sadece tansiyonuma bakıyordu." gibi bir söylemde bulundu. Bu cümle beni uzun süre düşündürdü. Çünkü doktordan o kadar etkilenmişti ki doktoru bir metodolojinin temsilcisi olarak görüyordu. Doktorun adı önemli değildi; arkasında durduğu marka önemliydi.

Ve o marka bir hastanenin değil, bir Harvard profesörünün adıydı.

İşte bu cümle, küresel longevity ekonomisinin yeni kuralını tek başına özetliyordu. Otorite el değiştirdi. Peki, bu değişimin Türkiye'deki yansıması nasıl olacak? Sahip olduğumuz yedi bin yıllık longevity hammaddesini, küresel anlatının diline çevirebilecek miyiz?

Bu soruyu cevaplayabilmek için, bu konudaki anlatının kendisini inşa etmiş bir isimle konuşmam gerekiyordu:

Dave Asprey.

Dave Asprey, biohacking akımının yaratıcısı. Kitaplarıyla dört kez The New York Times’ın çok satanlar  listesine girdi. 63 milyar dolarlık biohacking endüstrisinin fitilini ateşleyen Asprey’in "The Human Upgrade" podcast'i küresel sağlık kategorisinde ilk yüze girmeyi başardı. Popüler bir erkek dergisine verdiği bir röportajda kendi sağlığı için takviyelere ayda 3 bin dolar harcadığını söylemişti.

Kendisine Türkiye'nin longevity ekosisteminde bulunduğu yeri sordum. Cevapları beni şaşırttı. Çünkü beklediğim teknik tartışma yerine, aslında bir iletişim teşhisi yaptı.

"Sağlıkla ilgili kaygı, wellness kostümü giymiş bir travma tepkisidir"

İlk soruyu sorarken keskin bir giriş yaptım: Longevity gerçekten daha uzun yaşamak için mi ortaya çıktı, yoksa yaşlanmaktan korkmanın yeni kalkanı olarak mı tanımlanmalı?

Asprey'in cevabı sektördeki klişeyi tek cümlede kırdı: "Biohacking’e başlamamın nedeni yaşlanmaktan korkmam değildi. 26 yaşındayken kendimi kötü hissediyordum ve iyi hissetmek istiyordum. Daha uzun bir yaşam süresi ise bunun bir yan etkisi oldu."

Sonra şu cümleyle devam etti:

"Sağlıkla ilgili kaygı, wellness kostümü giymiş bir travma tepkisidir. Bu işi gerçekten yapan insanlar, laboratuvar çıktılarını takip edenler, uykularını iyileştirenler, beslenme alışkanlıklarını düzenleyenler. Bunu korktukları için yapmıyorlar. Meraklılar. Korku, sizin hareket alanınızı kısıtlar. Merak ise genişletir. Bütün fark da burada yatar."

Aslında anlatmak istediği metaforun tam olarak Türkçe karşılığı şuydu:

Bugün wellness adıyla pazarlanan birçok davranışın altında, daha iyi yaşama arzusundan çok, hastalanma ve yaşlanma korkusunu kontrol etme çabası yatıyor.

Wellness ekonomisinin trilyon dolarlık büyüklüğe ulaşması sadece korkuyla açıklanamaz; burada daha derin bir motivasyon var: İnsanların bedenlerini daha iyi anlama merakı.

"Tıp 17 yıl geride. Biohacker’lar beklemez"

İkinci sorum doğrudandı: Geleneksel tıp neyi kaçırdı?

Asprey hiçbir şeyi kaçırmadığını ama yapısal olarak 17 yıl geriden geldiğini........

© Forbes Türkiye