menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Eğitime Farklı Bir Bakış ve “Modern Eyke Halkları”

707 0
07.05.2026

Gökdelenlerin gölgesinde, dijital ekranların oyunlarında kaybolan çağımız insanı için “gayret” kavramı, genellikle banka hesaplarındaki rakamların artışıyla eş değer tutuluyor. Oysa dünyanın ve diğer alemlerin işleyişinde, sadece maddeye endeksli olmayan derin bir hakikat terazisi vardır.

O teraziyi bilen gören ve ona göre yaşamaya gayret edenler beri gelsin!

Bir insanın, karşılığını sadece bu dünyanın geçici kâğıt parçalarında beklemeden, sırf iyilik ve doğruluk adına attığı her adım, aslında varoluşun en büyük sermayesidir.

Bunu anlamak kesinlikle önemli!

Bugünün dünyasında “Zaman paradır” diyerek koşturanlar, ruhlarındaki boşluğu ne kadar çok sıfırlı rakamlarla doldurmaya çalışsalar da o zerre miktarındaki samimiyetin getirdiği iç huzuru asla satın alamıyorlar. Elbette ki para kazanılacak ancak o gönüllere girmemeli. Cebimize misafir olması yeterli olacaktır.

Asıl mesele, insanın yaptığı işe ruhunu katması ve bu çabanın hem somut dünyada hem de görünmeyen manevi boyutta bir karşılığı olduğuna inanacak kadar “eğitimli” olmasıdır. Bu eğitim, okul sıralarında değil, vicdanın derinliklerinde başlar. Ailede başlar, sokaktaki alışverişte, manavda, kasapta, camide, düğünde dernekte yaşamaya devam eder. Kendini hayatın her alanında gösterir, göstermeli.

Çok derinlerde kalmış olmalı ki artık pek de görünmüyor!

Günümüzde bir ebeveynin çocuğuna bırakabileceği en büyük mirasın tapular veya hisse senetleri olduğunu sananlar, aslında en büyük yanılgının içindeler.

Topyekûn bu yanılgının içindeyiz.

Edep, karakter, ahlak inşası bunların önünde en tepede olmalı. Olmalı ki ekranlarda izlediğimiz aklı hayali zorlayan olumsuz haberler azalsın ya da hiç olmasın.

Bir gence borsa grafiklerini okumayı öğretmek kolaydır. Zor olan ona karakteri, ahlaki değerleri ve bir duruşu miras bırakabilmektir. Piyasanın acımasız dişlileri arasında ezilmemek için teknik bilgiye sahip olmak yetmez.

Fırtınalı bir denizde pusulası ahlak olmayan bir gemi, ne kadar lüks olursa olsun batmaya mahkumdur. Bu yüzden, evladına sadece “nasıl para kazanılacağını” değil, “nasıl insan kalınacağını” ya da ondan önce “nasıl insan olunacağını” öğreten bir aile, dünyanın en büyük yatırımını yapmış demektir.

Bu yatırımı yapmadığımız takdirde bayır aşağı giden freni bozulmuş kamyon gibi felakete sürükleniriz.

Bu bir din dersinden ziyade, bir hayatta kalma rehberidir. Çünkü değerlerinden kopan bir nesil, en yüksek maaşı alsa bile aslında kimliksiz bir köledir.

Nitekim de öyle oluyor. Milyonlara veya miyarlara hükmedenlerin birçoğu ne halde bilmeyen yoktur! Dünyayı versen ikincisini isteyecek durumdalar!

Etrafımıza baktığımızda, devasa bilgi........

© Fikir Kazanı