menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yeni İttihatçılık: Yeni Rejimin Zihin Haritası

30 0
08.09.2026

Türkiye siyaseti, uzun süredir alışıldık kavramlarla açıklanması giderek zorlaşan bir dönüşümden geçiyor. Bu dönüşümü anlamak için son dönemde öne çıkan kavramlardan biri “Yeni İttihatçılık”. Kavram henüz bütün boyutlarıyla yerleşmiş değil; farklı çevrelerde farklı anlamlarla kullanılıyor. Tam da bu nedenle, onu yalnızca güncel siyasetin dar tartışmaları içinde anlamı muğlaklaşan bir kavram olarak değil, Türkiye’nin devlet aklını, toplumsal psikolojisini ve gelecek tasavvurunu birlikte düşünmeye imkân veren bir çerçeve olarak ele almak gerekiyor.

Bugün gelinen noktada iki eski açıklama hattı da yetersiz kalıyor. Bir yanda Cumhuriyet’in yüz yıllık tecrübesine yaslanan klasik Kemalizm’in yönetme kapasitesini kaybettiğine dair güçlü işaretler var. Diğer yanda çevreden merkeze gelen muhafazakâr siyasetin, kalıcı ve kapsayıcı bir rejim dili kurmakta zorlandığı görülüyor. Türkiye, bu iki hattın da ötesinde yeni bir siyasal ve ideolojik eşiğin üzerinde duruyor.

Bu eşiği anlamak için sorulması gereken temel soru şu: Türkiye hangi ana damara oturuyor; devlet, siyaset ve toplum ilişkisi hangi zihinsel harita içinde yeniden kuruluyor? Yeni İttihatçılık, bu sorulara cevap ararken yalnızca bir iktidar pratiğini değil, aynı zamanda yeni bir benlik, kimlik, vatandaşlık, devlet ve dünya tasavvurunu da görünür kılıyor.

Bu kavramsallaştırma bir anda ortaya çıkmadı. Yaklaşık dört yıldır Türkiye’de rejimin değiştiğini ve farklı bir yönetim anlayışına yöneldiğini savunan yayınlar yapıyor, metinler kaleme alıyoruz. Başta Tolga Avşar olmak üzere birkaç isimle yürüttüğümüz istişareler, zaman içinde Etyen Mahçupyan’la yaptığımız ilk programla daha belirgin bir çerçeve kazandı; Yeni İttihatçılık yaklaşımı da bu dört yıllık süreç içerisinde Etyen Bey tarafından olgunlaştırıldı. Bu süreç içinde de Etyen beyle meselenin farklı veçhelerini okuyan, anlamaya çalışan programlar gerçekleştirdik.

Buna rağmen kavram, son aylara kadar entelektüel kamuoyunda geniş ve derinlikli bir tartışmanın konusu hâline gelmedi. Son dönemde yapılan değerlendirmeler ise ciddi bir kavramsal karmaşanın bulunduğunu gösterdi. Bu karışıklığı gidermek, yanlış anlamaları ayıklamak ve meseleyi sınırları daha belirgin bir çerçevede ele almak artık kaçınılmaz olmuştu. Bu tespitten yola çıkarak 6 Eylül 2026’da kavramı derinlemesine masaya yatırdığımız bir program gerçekleştirdik.

Elinizdeki metin, “Yeni İttihatçılığı Anlama Kılavuzu” başlığıyla gerçekleştirilen ve Etyen Mahçupyan ile Tolga Avşar’ın katıldığı uzun bir programdan hareketle hazırlandı. Yaklaşık iki saate varan sohbetin tali başlıkları dışarıda bırakılarak kavram beş ana eksen etrafında yeniden kuruldu: Benlik, Kimlik, Vatandaşlık, Devlet ve Batı/Dünya. Böylece Yeni İttihatçılığı hem bugünkü siyasal düzeni hem de Türkiye’nin önümüzdeki döneme ilişkin yön arayışını anlamaya yarayan bütünlüklü bir okuma olarak tartışmak mümkün hâle geldiğini düşünüyorum.

Yeni İttihatçılığı anlamak için ilk bakılması gereken yer benlik meselesidir. Kemalizm’in benlik, kimlik ve vatandaşlık üçlemesini bu topraklara yabancılaştırdığı; Yeni İttihatçılığın ise önce benliği, ardından kimliği ve en son vatandaşlığı yeniden kurmaya çalıştığı söylenebilir. Bu nedenle “benlik” yalnızca psikolojik değil, aynı zamanda siyasal bir kurucu zemin olarak karşımıza çıkar.

Bugünün dünyası hızlı ve sert bir dönüşümden geçiyor. Avrupa’da ve Amerika’da mevcut dünya düzeninin Birinci Dünya Savaşı öncesi döneme benzediği yönünde tartışmalar yapılıyor. Türkiye’de iktidarın yaklaşık on yıl önce bu değişimi fark ederek başka bir paradigmaya yönelmek istediği görülüyor.

Bu yeni paradigmanın Kemalizm’le doğrudan bir devamlılık ilişkisi yoktur. Aksine, Kemalizm’den uzaklaşılan ve başka bir siyasal tahayyülün kurulduğu bir zeminden söz etmek gerekir. Bu tahayyülün merkezinde ise farklı bir “biz” anlayışı durur.

Kemalizm’de “biz” kavramı, Kurtuluş Savaşı’yla kendini kanıtlamış, hak ettiği yere gelmiş ve dünya milletleri arasında saygınlık kazanmış bir Türkiye fikrine dayanıyordu. Yeni İttihatçılıkta ise “biz”, hak ettiği yere henüz ulaşmamış ama ulaşacağına inananların “bizi”dir.

Bu nedenle Yeni İttihatçı benlik, gurura aç bir benliktir. Daha yapılacak çok iş, kanıtlanacak çok şey vardır. Devleti,........

© Fikir Coğrafyası