Almanya'da sanayinin krizi siyasi krize dönüşüyor
Almanya ekonomisindeki sorunları bu köşede uzun süredir ele alıyorum. 2019’da ihracata dayalı büyüme modelinin küresel ekonomideki yavaşlama karşısındaki kırılganlığına dikkat çekmiştim. 2024’te tartışma artık “Almanya’nın ekonomik modeli krizde mi?” sorusuna gelmişti. 2025 başında bu krizin gerisindeki sınıfsal ve kurumsal dönüşümü, ardından iktidar bloku içindeki farklı eğilimleri ele aldım. Geçtiğimiz ocak ayında ise “Almanya’nın ekonomik modelinin sonu” başlıklı yazıda, sorunun geçici bir durgunluk olmaktan çıktığını savunmuştum.
Haziran ayında IMF tarafından yayımlanan Almanya’da büyüme gerilemesinin nedenleri başlıklı rapor, bu tartışmaya önemli yeni veriler ekliyor. IMF’nin hesaplamasına göre Almanya’nın son yıllardaki büyüme kaybının yaklaşık yüzde 60’ı konjonktürel gelişmelerden değil, trend büyümesindeki gerilemeden kaynaklanıyor. Verimlilik artışı yavaşlıyor, yatırımlar zayıflıyor ve ihracat eski dinamizmini kaybediyor. Üretimdeki gerileme ise özellikle imalat sanayisinde yoğunlaşıyor.
Dolayısıyla Almanya’nın yaşadığı sorun enerji fiyatlarındaki artışa ya da yüksek faizlere indirgenemez. Bunlar mevcut sorunları ağırlaştırdı. Ancak daha derinde ihracata dayalı büyüme modelinin yapısal krizi var.
Bu krizin en açık görüldüğü alan Çin’le ekonomik ilişkiler. Almanya uzun yıllar Çin’in sanayileşmesinden büyük kazanç sağladı. Alman otomobilleri ve makineleri büyüyen Çin pazarına satıldı. Şimdi Çin, aynı sektörlerde Alman şirketlerinin rakibine dönüşüyor. Çinli firmalar Alman şirketlerini kendi pazarlarında sıkıştırırken üçüncü ülke pazarlarında da karşılarına çıkıyor. Son 15 yılda Çin’in dünya........
