Demokrasi bu işin neresinde?
Her gün bir operasyona, bir gözaltına, bir tutuklamaya uyanıyoruz. Sabahın kör karanlığında girilen evler, daha ne olduğu bile belli olmadan, ‘Suçu sabit olana kadar herkes masumdur” karinesi hiçe sayılarak yapılan ‘Suçlular yakalandı’ kampanyaları, propagandaları…
Şimdilerde toplumda endişeyle konuşulan ise “Bu ortamda herkes bir gün cezaevini tadacak” ifadesi…
Belediye başkanları, belediye yöneticileri, seçilmişler, akademisyenler, gazeteciler, komedyenler, çevresine sahip çıkanlar, sosyal medya fenomenleri…
Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına rağmen serbest bırakılmayan siyasetçiler, seçilmişler, gezi tutukluları ve daha niceleri!
Anayasa’nın “Düşünce ve kanaat hürriyeti” başlıklı 25. maddesinde, “Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz” diyor. 26. madde de bu daha da genişletilerek, “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” başlığı altında şöyle düzenleniyor: “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar.”
Ancak bu özgürlüklerin, “Milli güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, cumhuriyetin temel nitelikleri, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü” gibi gerekçelerle sınırlanabileceği, yine bunun da keyfi değil, madde 13’te belirtildiği gibi kanunla yapılabileceği, bu sınırlamaların “Demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine........
