menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kırılamayan vesayet değil, teslim alınamayan söz

52 0
30.07.2026

Sabah yazarı, meslek örgütlerini “kırılamayan tek vesayet” ilan etmiş. Yazıda yine bildik bir tablo çiziliyor: Zorunlu üyelikler, devasa bütçeler, kontrolsüz güç alanları ve hep aynı kişilerin yönettiği yapılar…

Kendi meslek örgütümden pay biçip, Türk Tabipleri Birliğinin bu iddiaların asılsızlığına nasıl örnek teşkil ettiğinden söz etmesem olmayacak! TTB’nin kapısından bir kez olsun içeri giren herkes bilir: Burada ne makam vardır ne maaş ne de iktidarın dağıttığı ayrıcalıklar.

Biz seçimlere girip görev üstlendiğimizde herhangi bir ücret, maaş ya da huzur hakkı falan almayız. Mesleğimizi sürdürür, hastalarımızla ilgilenir, derslerimize girer; kalan zamanımızı hekimlerin ve toplumun sağlık hakkını savunmaya ayırırız. Toplantılara başka kentlerden kendi zamanımızdan vazgeçerek gelir, çoğu zaman geceleri ve hafta sonları çalışırız. Bunun adı vesayet değil, gönüllü mesleki sorumluluktur.

Üyeliğin herkese zorunlu olduğu iddiası da doğru değildir. 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu, 12 Eylül darbesinin kurduğu siyasal düzen içinde, 8 Ocak 1985’te değiştirildi. Bu değişiklikle kamu kurumlarında asli ve sürekli görevlerde çalışan hekimlerin oda üyeliği isteğe bağlı hale getirildi. Bugün Türkiye’de hekimlerin çok büyük bölümü kamuda çalışıyor. Yani hekimleri tabip odalarına zorla dolduran bir sistem yok. Aksine, darbe sonrasının düzenlemesi hekimle meslek örgütü arasındaki bağı zayıflatmayı, meslek örgütünün mücadele gücünü kırmayı amaçladı ama başaramadı. Şimdi başka yöntemler deniyorlar, denesinler!

Peki........

© Evrensel