İran, Türkiye, Suudi Arabistan…
Eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel “Dün dündür, bugün bugün” demişti. Diyalektikçi değildi, tarihselliği ve değişimin sürekliliğini anlatmak istememişti tabii. Üstünde durduğu kıvraklıktı, yalan üstüne yalan söylemeyi adet edinmiş burjuva politikacının kıvraklık zorunluluğu.
Bir açık sözlülük örneğiydi. Burjuva politikacı dün dediğinin tersini bugün söylemekle kalmaz yapabilir, yapmak durumundadır. Burjuvazi ve politikacısında tutarlılık öngörmek ve aramak beyhudedir. Demirel’in sözü bunun veciz ifadesiydi.
Hele dış politika söz konusu olduğunda burjuva politikacının bu genel doğrusuna bir vecize daha eklenir. “Dış politikada doğru ve yanlış olmadığı, çıkarlar olduğu” söylenir.
Şüphesiz yalnızca dış politikada değil iç politikada da çıkarlar belirleyicidir. Başlıca sınıf çıkarları. Her sınıf kendi politikasını yapar. Burjuvazi politikalarını yalan ve çarpıtma üzerine kurar ve -sömürüyü derinleştirmeye uğraşır ama sömürülen yığınlara kendilerini ne kadar çok sevdiğini söylerken kaçınılmaz olarak buna- mecburken devrimci işçi politikalarını gerçekler üzerine inşa eder. Yoksa “çıkar” denen şey, dün öyle bugün tam tersi ve böyle, işine geleni koşullamaz ya da koşullar ama bu yalan politikasıdır.
Erdoğan, dün kadar yakın bir süre önce Cemal Kaşıkçı’nın İstanbul Başkonsolosluğunda hunharca öldürülmesinin ardından, Suudi Veliaht Prensi Salman’ı işaret ederek, açıkça cinayet emrinin “En üst düzeyden geldiğini” söylemiş, “Kimse bu meselenin kapatılacağını aklından bile geçirmesin” demişti. Yıl 2018’di ve o tarihte Türkiye-Suudi ilişkileri epey gergindi. Suudiler Türkiye’nin topraklarında askeri üs kurup asker göndererek desteklediği ortağı Katar’a ambargo uygulamakla kalmıyor, tehditlerinin ardı arkası kesilmiyordu. Türkiye’den hacca gidilmesini bile yasaklamıştı. Sorun “Müslüman Kardeşler” sorunuydu. Erdoğan, aynı nedenle Mısır’da darbe yapıp Müslüman Kardeş Eski Cumhurbaşkanı Mursi’yi asan Sisi’yle de kopuşmuştu.
Şimdi Suudi Arabistan’dan başlayarak Mısır’da bitirdiği gezisinde Prens Salman ve Sisi’yle birbirlerine sarılarak öpüşüp koklaştılar.
Ne oldu, ne değişti, çıkarlar nerede farklılaştı? Müslüman Kardeşlik on yıllarca politika sahnesini........
