menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kadro değeri ve oyun seviyesi

30 0
05.03.2026

Süper Lig’de zirve yarışını sürdüren takımlarla diğerlerinin arasındaki makasın açılması genellikle kadro değerleri arasındaki farka bağlanıyor. Lakin ortaya konan oyunun kalitesi kağıt üzerindeki kadro değerleri farkını yansıtmaktan oldukça uzak. Yani kadro değerlerine bakıldığında çok büyük farkla önde olan takımların sahada bu farkı yansıtan bir oyun seviyesi tutturdukları söylenemez… 

Sonuçta futbol, 11 oyuncuyla belli bir alanı en verimli şekilde kullanarak rakibe üstünlük sağlamaya çalışılan bir takım oyunudur. Alanın en verimli şekilde kullanılması, oyunun matematik, fizik ve istatistik bilimiyle ilintili bazı temel ilkelerinin oyuncularca özümsenmesi ve birbirleriyle uyumlu biçimde hayata geçirilmesiyle mümkündür. 

Tabii işin özellikle motivasyon ve konsantrasyon unsurlarını içeren psikolojik boyutunu da göz ardı etmemek gerekir.

Oyunun temel ilkeleri en genel haliyle oyuncuların, topun ve rakibin konumuna göre doğru yerde, doğru zamanda, doğru biçimde bulunma becerisinden ibarettir. Başarı için hiç kuşkusuz, yine bu ilkeler çerçevesinde topu doğru zamanda, doğru biçimde kullanmak da gerekir. 

Futbol takım oyunudur, kadroyu “yıldız” etiketli pahalı oyuncularla doldurmak başarıyı garanti etmez. Temel ilkelerin yanında oyuncuların birbiriyle uyumunun önemi de çok büyüktür zira. Oyuncu tercihi, diziliş, taktik, planlama, strateji ise bunlardan sonra gelir. Sahada oyunun temel ilkeleri ihmal ediliyorsa, bunun doğurabileceği olumsuz sonuçları hiçbir oyuncu tercihi, diziliş, taktik, oyun planı ve strateji telafi edemez. Hemen her hafta bunun örneklerine sıkça tanık oluyoruz… 

Oyunun temel ilkelerinin altyapıda öğretilmesi ve antrenmanlardaki sürekli tekrarlarla bunların oyuncular tarafından iyice pekiştirilip özümsenmesi gerekir.

Ne var ki sahaya baktığımızda, en kalburüstü takımlardaki piyasa değeri en yüksek oyuncuların bile bu ilkeleri ya ciddiye almayıp ihmal ettiğini ya da unuttuğunu görüyoruz... Süper Lig’i domine eden takımlar çoğu kez kendi oyun güçlerinden ve kalitelerinden çok, rakip oyuncuların yaptığı saçma sapan hatalar ve lobilerin, tribünlerin baskısı altında kalan hakemlerin bu baskıdan etkilenerek verdiği tartışmalı kararlar sayesinde maç kazanıyor. Karşılarında temel ilkeler çerçevesinde biraz derli toplu, disiplinli ve doğru anlayışla mücadele eden bir takım çıktığında ise zorlanabiliyorlar.  

Görece küçük bütçeli takımlar genellikle, ya kağıt üzerindeki farktan kaynaklanan öz güven eksikliği ya da tam tersine bilgisizlikten kaynaklanan içi boş aşırı öz güven sonucunda aldıkları gereksiz riskler nedeniyle kaybediyorlar.

Oysa bu takımlar, pahalı oyuncularla dolu büyük bütçeli takımlar karşısında oyunun temel ilkelerini ihmal etmeyip disiplini de hiç elden bırakmadan mücadele etmeyi bilseler ve içi boş bir öz güven gösterisiyle gereksiz risklere girmeseler istediklerini çok daha kolay alabilirler.

İçi boş öz güven meselesine özellikle dikkat çekmek lazım. Öz güven bilgiden beslenmiyorsa içi boştur, koftur ve şuursuzca gereksiz riskler almaya meyillidir.

İşte küçük bütçeli takımları büyükler karşısında en çok yakan da bu içi boş öz güven oluyor. İçi boş öz güven risklere, riskler hatalara, hatalar da topu kendi kalende görmek gibi sonuçlara yol açabiliyor.

Bir takımda oyunun temel ilkelerini özümsemiş oyuncu sayısı ne kadar çoksa o takım o kadar yüksek bir uyumla mücadele eder ve başarılı olma şansı da o oranda yüksektir.

Rakiplerdeki “yıldız” oyuncuları etkisiz kılmanın yolu da temel ilkeler çerçevesinde takımca disiplinli ve akıllıca mücadele etmekten geçer.

Ancak böylesi bir mücadele kağıt üzerindeki kadro değeri farkını önemsiz kılabilir.

Küçük bütçeliler bunu zaten zaman zaman yapıyorlar.

Daha sık yapabilmeleri kendi ellerinde…


© Evrensel