menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Fıkradan sonra…

1 0
latest

Son günlerde bir “fıkra”dır aldı başını gidiyor. “Fıkra”nın kendisi bir yana, anlatıldığı ortam, anlatan kişi, dinleyen kişiler özellikle de anlatılan dönem düşünüldüğünde insanın gülesi, ağlayası, şaşırası hepsi birden geliyor. Bu olayın kendisi kötü bir fıkra gibi. Başka söze ne hâcet… 

Ben bugün bir fıkra değil de bir masal anlatmayı tercih edeceğim, takip edenler bilir daha önce de Evrensel’de masal anlatmışlığım vardır… 

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellâl iken, pireler berber iken, ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken, doğrunun eğriye, eğrinin doğruya karıştığı zamanlarda, kimsenin adını ve yerini tam olarak bilemediği ama herkesin hakkında çok şey duyduğu bir ülke varmış.

Bu ülkede aynalar yüzleri, yüzler aynaları tanımazmış… Dün söylenen sözler ertesi gün sahibini inkâr eder, bugün alkışlamak için kalkan eller yarın yuhalamak için kalkarmış... Dünün kahramanları bugünün sanıkları, bugünün sanıkları yarının kahramanları olurmuş... Değişen şey insanlar mı yoksa hakikat mi kimse bilmez, sorgulamazmış… Bu ülkenin insanları sabah başka bir dünyaya uyanmaya, akşam başka bir dünya bulmaya alışkınmış. Dün kesin doğru olan bugün şüpheli, bugün şüpheli olan yarın tartışılmaz oluverirmiş...

Günlerden bir gün, bu tuhaf ülkenin insanlarını bile hayrete düşüren büyük bir hadise yaşanmış.

Rivayet olunur ki, yıllar boyunca bu ülkeye hükmeden, omuzlarında parlak yıldızlar taşıyan kudretli kimseler birer birer yüksek surların ardına gönderilivermiş. Dün saygıyla anılanlardan, ertesi gün mahkeme meydanlarında hesap sorulmaya başlanmış. Memleketin tellalları bunun yeni bir devrin başlangıcı olduğunu ilan etmiş. Kahvelerde, çarşılarda, hanlarda ve kervansaraylarda herkes bu olayı konuşur olmuş.

Sonra yıllar geçmiş… Gerçek değişivermiş... Yahut insanlar........

© Evrensel