Yırtıcı kaplana karşı koruyucu ana ceylan
Geçmişte bir gün sosyal medyada enteresan bir sahne izlemiştim: Bir ana ceylan yavrusuyla kırlarda otlarken, aniden bir kaplanın hücumuna uğrar. Kaplan yavruya da anneye de saldırır. Anne ceylan, içsel doğal dürtüyle kendisini kaplana teslim ederek, yavrusuna kaçma şansını armağan eder. Bu doğa mucizesini, topluma kene gibi yapışmış yıllanmış siyasetçileri yakamızdan silkeleyebilmek ve ancak bize has mucizevi hukuk ve dünyanın en acayip siyaset sistemini sonlandırarak, yeni bir siyaset kulvarına girebilme işareti olarak okumak istiyorum.
Dünya kapitalizmi sıkıştıkça, komünist tehdidi hafifleyip, taşlar bağlanıp, köpekler salındıkça çevresel ekonomilerin merkez kuklacının etkisi altına girmesi kolaylaşıyor ve yoğunlaşıyor. Sebep açık; merkez ekonomilerin alışılagelmiş refah düzeyi ancak çevreden boca edilen gelirlerle sürdürülebilmektedir. Günümüz emperyalizminin görüntüsü budur.
Bu başlangıç cümlesini esas alarak, şimdi lütfen alt katmanlarda cereyan eden olayların cazibesine kapılmadan, üst düzeylere çıkıp biraz tepeden kuş bakışı görüntüye göz atarak, olayları değil, ana sebepleri anlamaya çalışalım. Bununla şunu demek istiyorum ki, son aylarda gördüğümüz açılım projesinden tutun da, partiler arası transferleri, CHP’li belediyelerin temizliğinden başlayarak, kurucu partiyi tarih sahnesinden silme manevraları, hukuk ve eğitim sisteminin çökertilmesi gibi olayları şöyle bir gözden geçirip, bunların ne tür bir kuklacı oyunu olduğunda yoğunlaşmaya çalışalım, lütfen!
O zaman, işin başından başlayarak, klasik parlamenter sistemden, hangi akla hizmetle, bir kefen gibi ülkemize giydirilen tek-adam rejimine, yani başkanlık sistemine geçi(rili)ş projesine bir bakalım. Burada iki soru aklımıza takılmaktadır: (1) Bu sistemi kim projelendirdi de Türkiye’ye yedirdi; (2) Bu proje kime nasıl bir fayda sağlamaktadır! Bu sistemin çalışması için şimdi de, sistemi kurgulama ve rampaya oturtma projesine yönelelim. O da: 2000 IMF-Derviş projesi’dir. Özetlemek gerekirse, “güçlü ekonomiye geçiş” parıltılı adıyla Türkiye’ye yedirilen bu proje, aslında Türkiye’yi o dönemde içinde bulunduğu krizden kurtarma projesi değil, ekonomiyi neoliberal sömürü rampasına oturtma projesi idi. O dönemde zor durumda olan Türkiye’ye yedirilen bu........
