Savruluyoruz
Bir süredir ruhumuz dahi duymadan, ya da kasıtlı olarak ruhumuza duyurulmadan kamusal alanda olağanüstü kararlar alınıp uygulanarak derin savrulma yaşanırken, ya da halkımıza yaşatılırken ülkenin gerek ekonomik gerek sosyal alanda nerelere sürüklendiğimizi idrakten uzak tutuluyoruz. Bu süreci böylesine işleten siyasi yapının ne kadar kasıtlı olduğunu iddia etmek ciddi kanıt ister, ancak kanıtsız şunu söyleyebiliriz ki, bu savrulma ile gerek dış, gerek iç sahada ülke üzerinde örtülü ya da açık hedefi olanlara fevkalade imkanlar sunulmaktadır. Siyasetle iş birliği içinde bu talkımı siyasete verenler ve servetine servet katan bilim düşmanı sözde hukukçular bilmiyorlar mı ki, denetimsiz tek adam rejiminin başına peygamberi koysanız, o dahi şaşırabilir!
O zaman bu sistemi kim istedi de, 2000’li yılların başında böyle bir proje siyasi yapı, ekonomiyi krizden kurtarma adına IMF-Derviş projesiyle de desteklenerek görevlendirip iktidara taşındı. Böylece, salt söz konusu siyasi kadro iktidara taşınmakla kalmadı, aynı zamanda da muazzam bir emperyalist ekonomi programı siyasetin emrine verildi, hatta ilk anlarda yaşanan ufak çöküşler dahi program dışı ilavelerle takviye edilme yoluna gidildi! Gerek İsrail, gerek Ortadoğu ve onun içine yedirilen Kürt meselesi, halkın kısmi direnişleri arasında sürdürülür konumda tutulmaktadır.
Bu iki meseleyi toplum nezdinde dengeleyebileceği düşünülen destek konu da, Yeşil Kuşak projesinin günümüz koşullarında farklı biçimlendirilişi olarak bu kez ılımlı İslam projesinin devreye alınması oluşturur. Bu konuda Türkiye uygun ajan, var olan siyasiler de uygun araç olabilirdi. Sanki görevlendirilen partiden önce insanımız dinsizdi ya da İslam dışı inançlara sahipti de, görevlendirilen yeni iktidar sayesinde elhamdülillah halkımız İslam’a kavuştu, aynı zamanda krizdeki dünya kapitalizmine kapı açarak “hizmet” görevini yerine getirmeye yönlendirildi! Samimi Anadolu insanımızın inancı doğrultusunda zaman içinde geliştirilmiş asil ve terbiyeli kıyafet tarzı, parti rozetini andırırcasına, ne olduğu belirsiz, tek tip zevksizlik görüntüsüne dönüştü. Kasıtla girilen bu yol, aslında emperyalizm adına müthiş bir başarı idi; zira İslam kendi anlam ve özellikle de felsefesiyle ayağa kalkacak olursa, Sovyet ve Çin belasından kurtulmuş olan Batı’nın başına belki de daha güçlü ve gözünü kırpmadan canlı bomba dahi olabilen........
