menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yalınayak kamalılar, biçare ağalar

247 0
13.09.2026

İran’ın müttefiki Ensarullah hareketinin liderliğindeki Yemen Silahlı Kuvvetleri karşı bir taarruzla Kızıldeniz şeridini tamamen kontrolü altına aldı.

Yemen’in batısında kontrol haritasının değişmesi, sadece Suudi Arabistan ve Emirliklerin hesabına yazılacak bir hezimet değil. Bu, Suudilerin yürüttüğü hava operasyonlarının ‘kalibrasyon şefi’ ABD ve Emirliklerin ‘jeopolitik’ ortağı İsrail’in de yenilgisi.

Jeopolitik denklemde Yemen’in zaferi İran’ın hanesine de yazılabilir. İran savaşında Hürmüz Boğazı bir düğüm noktası haline geldi.

İran’ın Körfez’deki petrolün çıkış yolunu kontrolü altına alması, Soykırımcı-Epstein Koalisyonu’nu çıkmaza sürükledi. Hürmüz savaşın seyrini değiştiren bir kaldıraç oldu. Aden Körfezi ile Kızıldeniz’i birbirine bağlayan Bab’ul Mendeb Boğazı daha az önemde değil. Tanker geçişlerinde Hürmüz, Bab’ul Mendeb’i beşe katlıyor ama genel kargo gemisi geçişlerinde iki boğaz neredeyse başa baş gidiyor. İran ile Yemen arasındaki koordinasyon dikkate alındığında, ABD ve müttefikleri yeni saldırı planlarında Hürmüz’le birlikte Bab’ul Mendeb’i de hesaba katmak zorunda.

Yemen’e yıkım getiren savaş

Suudiler, Ensarullah’ın başkent San’a’ya girip Riyad güdümlü hükümeti kovması üzerine 2015’te İran’ın nüfuz çemberi Arabistan’ı güneyden saracak korkusuyla bir koalisyon kurup savaşa kalkıştı. Savaşın iki koç başı Suud ve Emirlikler ortak düşmana karşı birleşse de gündemleri ikinci adımda farklılaşıyordu.

Yemen’e çok büyük ölüm, yıkım ve açlık getiren bu savaş, ABD ve İsrail’in çıkarlarına hizmet ediyordu. Öyle bir savaş ki 377 bin insanın canına mal oldu. 151 bin kişi doğrudan çatışmalarda kurban gitti. 262 bin kişi açlık, hastalık, sağlık hizmetlerinin çökmesi ve savaş bağlantılı diğer nedenlerle yaşamını yitirdi. 4.3 milyon kişi ülke içinde yerinden edildi. 23 milyon 400 bin kişi, yani nüfusun yarıdan fazlası, insani yardıma muhtaç hale düşürüldü. Beş yaşın altında 2.2 milyon çocuk akut yetersiz beslenmeden mustaripti. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da 15 Temmuz darbe girişimine kadar bu yıkım ekibinin sözcüsü gibi davrandı.

Yarattıkları bu bilançoyla Yemenlileri dize getiremediler. Yalın ayaklıların İran’ın teknik desteğiyle artık siber savaş birimleri, füze ve SİHA’ları, topçu birlikleri, hava savunma yetenekleri ve yıldırım botları vardı. Suudilerin petrol zenginliği bu savaşta kendi zayıflıklarına dönüştü. Devasa tesisler artık camdan köşk gibiydi. Ateşi düşman topraklarına hapsetmek asimetrik savaş matematiğinde mümkün değildi.

Suudi Arabistan ve BAE 2019’dan itibaren ayrıştı. Emirlikler, ‘mademki Yemen’i bütün olarak yutamıyoruz o halde biz de güney ve güneybatı Yemen’i koparırız’ diyen bir yola saptı. Burada emelleri İsrail’le çakışıyordu. Riyad bölünmeyi kendi güvenliği açısından tehdit olarak görüyordu. Abraham Anlaşmaları ile İsrail ve BAE ilişkileri resmileşince Yemen’i koparma çabaları daha da arttı. Kızıldeniz ve Bab’ul Mendeb’de kontrol........

© Evrensel