menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

En zayıf olanın kudreti!

542 0
26.07.2026

Konvansiyonel kalıplar parçalanıyor. İran savaşı süper güç yanılsamasını açığa çıkardı. Yemen, bombalanmış, kuşatılmış ve mahrum bırakılmış bir halkın onuruyla nasıl müstekbirin hesaplarını altüst edebileceğini gösterdi. Beyaz Saray’da, Pentagon’da, CENTCOM’da, Tel Aviv’de ya da Suudi saraylarında tasarlanmış saldırganlık türleri, yalınayak Yemenlilerin direncini kıramadı, onurunu ezemedi.

Hikaye önceki gün Suudi Arabistan’da Aramco tesislerinden yükselen alevlerle başlamadı. 2012’de Ali Abdullah Salih’i kızağa çekip Riyad güdümlü bir hükümetle Yemen’e vaziyet eden siyasal kurgu çöktüğünde Suudi Arabistan, Amerikan desteğiyle 10 ülkeyle bir koalisyon kurup güneydeki komşusunun tepesine bindi. Suudiler büyük bir dokunulmazlıkla Yemen’i kavuran bu savaşa, Amerikanvari bir afra tafrayla ‘kararlılık fırtınası’ adını vermişlerdi. Kendilerine ‘meşruiyet güçleri’ diyorlardı. Bit pazarında sattıkları hikayeye göre, “İran’ın vekil gücü Husilerin başkent Sana’ya girip BM tarafından tanınmış hükümeti kovarak iktidarı gasbetmişti. Meşruiyetin yeniden tesisi için güç kullanmak kaçınılmaz hale gelmişti.”

Yemen’i taş devrine göndermeyi kendilerinde bir hak olarak görüyorlardı. Koalisyon özünde iki vurucu güçten ibaretti: Suudi Arabistan ve BAE. Suudilerin Yemen’le hesabı İbn Suud’dan beri kapanmadı. Emirlikler ise daha çok Amerikalıların kirli işlerini gören siyah meşin bir eldivendi. Bu eldiven birkaç yıl sonra Yemen’i yeniden bölme hedefiyle İsrail’in hizmetine girecekti.

2022’deki ateşkese kadar Yemenliler vadilerin derinliklerinden, kayaların yarıklarından, Kızıldeniz ve Bab’ul Mendeb’e nazır tepelerden yanıt verdi. Sonunda İran’ın desteğiyle geliştirdikleri füzelerle savaşı Suudi havaalanlarına ve petrol tesislerine taşımayı başardılar. Sonuç sadece Suudi-Emirlik ikilisinin hezimeti değildi; bu aynı zamanda kibirli (ABD) ve şımarık (İsrail) bir kudretin yenilgisiydi.

İbn Suud’un 25’inci oğlu Kral Selman babasının vasiyetini unutmuştu. Bunun oğlu Muhammed bin Selman’ın kendini ispatlayacağı kolay bir savaş olacağını ummuştu.

İbn Suud 1934’te Yemen’i işgal edip Asir, Cizan ve Necran’ı ele geçirmişti. Fırsat varken neden coğrafyanın geri kalanını İmam Yahya’ya bıraktığı sorulduğunda şu yanıtı vermişti:

“Yemen’i bilmiyorsunuz; dağlıktır ve kabilelerden oluşur. Kimse kontrol edemez. Tarih boyunca fethetmeye kalkışanların hepsi başarısız olmuştur. Son başarısız işgalci Osmanlı devletidir. Kendimi ve halkımı Yemen’de heba etmek istemem.”

1953’te İbn Suud ölüm döşeğindeyken oğullarına........

© Evrensel