Kalkınma Yolu Projesi ve sürecin ritmi
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, ikinci yılını tamamlamak üzere olan sürece dair, “Örgütün feshi ve silahsızlanması sağlanmadan yasa uygulanmayacak” derken, sahadan gelen bilgilerin silah bırakma ve örgütün kendisini feshetmesi yönünde ilerleyip ilerlemediğinin sorulması üzerine “Her şey tıkır tıkır yolunda işliyor” yanıtını verdi.
Ancak Kandil’den gelen açıklamalar, geçtiğimiz hafta da ifade ettiğimiz gibi, donma olmasa da bir makas farkına işaret ediyor. Son olarak KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı Cemil Bayık, Nuçe TV’ye Kandil’de yaptığı açıklamalarda eski siyasette değişen bir şey olmadığını ifade ederek, “Apo özgür olmazsa silahları bırakmayız ve Türkiye'ye gitmeyiz. Eğer silah bırakacaksak demokratik siyaset faaliyeti yürütme hakkımızın olması gerekiyor. Aynı zamanda yasaların değiştirilmesi gerekiyor.” demişti.
Sahadan gelen haberler, iki noktanın sürecin ritmini düşürdüğünü gösteriyor; Öcalan’ın konumunun yasal statüye bağlanmaması ve ‘silahsızlanma’ konusuna yaklaşım farkı. Eğer bu konularda anlaşma sağlanmış olsaydı, belki yeni yasama yılı öncesinde bir grubun Türkiye’ye gelişine tanıklık edebilecektik.
Tüm bu makas farkının bilgisine sahip olan Kurtulmuş’un, buna rağmen sürecin tamamına ereceğine dair inançla konuşması, bu sürecin Türkiye ile Irak arasındaki Kalkınma Yolu Projesi ile doğrudan bağlantılı olmasından kaynaklanıyor. Irak'taki Basra Körfezi'ndeki Fav Limanı’ndan başlayıp Türkiye sınırına ve buradan Avrupa'ya uzanan 1200 kilometre uzunluğunda bir otoyol, demir yolu, enerji ve iletişim koridorunu içeren proje, Hürmüz’ün ardından Babülmendep’te yükselen tansiyonla birlikte daha da önemli hale geldi.
T.C. İletişim Başkanlığı tarafından 24 Eylül’de yapılan açıklamada, 23 Eylül 2026 tarihinde New........
