menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

NATO 3.0’a Çin neden sesini çıkarmıyor?

19 0
15.07.2026

Ankara’daki NATO zirvesi, Soğuk Savaş için kurulmuş bu örgütün varlık amacı sona erdikten sonra yerelleşmiş çatışmalar ve düzensiz göç gibi yeni icat edilmiş güvenlik krizlerini çözmek üzere kendini yeniden var ettiği ikinci versiyonunun da vadesi dolunca, üçüncü bir reenkarnasyonunu açıkladığı için tarihe geçti. NATO 3.0 diye adlandırılan bu döneme ‘NATO’nun Avrupalılaşması’ diyen de var, çünkü Trump NATO’dan çekilmemenin koşulu olarak Avrupalı üyelerin ellerini ceplerine sokma koşulunu dayattı. Trump’ın NATO’nun mali ve lojistik yükünü Avrupalılara bırakmasının nedeni küresel düzeyde Çin’le rekabetine odaklanmak. Fakat zirve öncesi kendi başına ve Rusya’yla zamanlaması manidar tatbikatlar yaparak endişe uyandıran Çin, zirvenin sonuçlarına beklenen şiddette bir tepki vermedi. Trump’ın yakın zamanda Avustralya, Yeni Zelanda, Japonya ve Kore gibi Pasifik ülkeleriyle ‘Asya NATO’su kurmak gibi girişimleri dahi olduğunu düşünecek olursak, Çin’in bu rahatlığı nereden geliyor? Bu rahatlığı NATO’nun bölünmüşlüğüyle açıklamak kolay. Ama Çin’in asıl tedirginliği başka yerde: NATO’nun Avrupalılaşmasında değil, Asyalılaşmasında.

Çin son iki yıldır NATO zirvelerinin sonuç bildirgesinde yok. 2 yıl önceki ‘yapısal sorunlara yol açan büyük güç’ ifadesi hâlâ duruyor ama bu yılki sonuç bildirgesi iç sorunlara ve yeniden yapılanma kararlarına odaklanmış görünüyor. Elbette ki bu iç sorunlar Çin’den bağımsız değil ve bu yüzden, ABD, Pasifik bölgesine odaklanarak Avrupa’yı Rusya’yla ama aslında Çin’le de baş başa bırakıyor. Çünkü yakın zamanda Trump-Xi zirvesinde de gördüğümüz gibi, ABD, AB’nin aksine, Çin’le rekabetinde müttefiklere ihtiyaç duymuyor ve yalnız başına hareket ediyor. Oysa, Avrupa için Rusya’ya karşı askeri kapasitesini artırmak demek, Çin ve ABD’nin hakim olduğu ham madde pazarlarına ve değer zincirlerine daha da fazla muhtaç olmak demek.

Dijital ve yeşil dönüşümlerden sonra kapitalizmin yeni artı değer üretim alanı, ironik bir adlandırmayla ‘savunma sanayi’ denen askeri harcamalar. Artık her sektörün içinde kaçınılmaz........

© Evrensel