Doğanın ortaklığından halkların bayramına
Güneşin ışınlarının Dünya ile yaptığı açı değişiyor. Kuzey yarımkürede gündüz ile gece eşitleniyor. Doğada canlılık hareketleri artıyor. Bütün canlılar için yaşam koşulları biraz daha kolaylaşıyor. İşte insanlık, geniş bir coğrafyada doğayla iç içe yaşam bilincini öne çıkarmak için bayram yapıyor. Bir kutlamada buluşuyor insanlık.
Bu aynı zamanda doğanın ortaklığıyla bütün insanlığın doğada ortak yaşamının da simgesidir. Barışın da simgesidir: Newroz
Newroz coğrafyasında barış özlemi
Newroz coğrafyası bugün bu barışın özlemi içindedir. Emperyalizm, barışa karşı çatışmayı ve savaşı kültürel kodların içine sokarak ortak yaşamı yok etmenin peşindedir. Bugün Akdeniz’den Orta Asya’ya kadar uzanan geniş Nevruz coğrafyası bir kan gölüne, bir ateş küresine dönmüş durumdadır. Güneşle bombaların ışıkları birbirine karışıyor.
Bunun temeli, emperyalizmin daha fazla birikim uğruna halklara yaşamı çok görmesidir. Kriz ve risk üzerinden beslenen sistem, halkların üzerine güneşin önünü kesen, ateş saçan bombalar yağdırmaktadır.
Yaşamı savunmanın direnci
Ortak yaşam savaşın içine sürüklenmiş olsa da doğanın ortaklığına dayanan, iç içe ve bir arada var olan yaşam anlayışını elbette savunacağız. Coğrafyanın her noktasında farklı anlamlar taşıyan etkinlikler yeniden anlamlandırılmalıdır.
Filistin Devlet Başkanı Yaser Arafat’ın Ramallah’taki karargâhına uygulanan abluka sırasında, 14 Mart 2002’de dönemin TMMOB Yönetim Kurulu Filistin Büyükelçisi Fouad Yaseen’i ziyaret ederek Filistin’de yaşanan saldırıları kınamış ve TMMOB’nin Onur Üyesi olan Arafat’a destek ve dayanışma mesajını iletmişti.
Bu görüşme sırasında Büyükelçi Fouad Yaseen heyetle yaptığı sohbette şunları söylemişti: “Biz cenazemizi kaldırdıktan sonra yaşama yeniden sarılıyoruz. Çocuklarımız okuluna, çalışanlarımız işine gidiyor. Sinemaya, tiyatroya gidiyoruz. Yaşamda normal olan her şeyi gerçekleştiriyoruz.........
