menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Omuzlara konan kelebek

70 0
11.04.2026

Kısa metraj bir hayat bu yaşadığım

Her karesi montaj hatalarıyla dolu

Birkaç frames geri alsam da zamanı

Geriye kalan, hep yakın plan yalnızlıklar

“Olmak ya da olmamak”

Susmak ya da susmamak

6 Nisan Öldürülen Gazeteciler Günü’nde Hakan Tosun’u andık.

Yukarıdaki cümle her ögesiyle yaralayıcı. Öyle çok öldürülen gazeteci var ki adlarına gün ithaf edilecek hale gelmiş bir vaziyet. Öte yandan en doğru teoriyi, tezi, veriyi üretme yarışımız sonucu öldürülen gazetecilerin sayısında hiçbir kurum hemfikir değil. Hakan Tosun davasını takip edenler bilir, önce kendisinden haber alınamadı, gazeteci dostları her bir ağızdan sormaya başlayınca kaldırıldığı hastane ortaya çıktı. Sonra kaldırıldığı hastanede kaydı bulunamadı. Kimlik tespiti yapılmadan yatışı verilmişti. Başına gelenleri ailesi ve dostları ortaya çıkardı. Mesela İstanbul karta en son nerede bastığına bakmak, o saat sonrası indiği duraktaki MOBESE kayıtlarını ve esnafın güvenlik kameralarının incelenmesi onlar sayesinde oldu. Kamera kayıtlarını polis izleyip esnaftan teslim almadı. Sonra saldırganlardan birinin ailesi gidip “Polis sorarsa bizde olduğunu söylersiniz” deyip esnaftan kayıtları almış, harddisk ile birlikte. Kolluk ile saldırganlardan birinin ailesi Hakan Tosun’un ölümünden sonra kebapçıda birlikte yemek yerken görüntüleniyor. Skandal kere skandal dolu bir gazeteci cinayeti.

Kendi döneminde Süleyman Soylu, birinin fotoğrafını çektiğinizde şeceresini döken emniyetin uygulaması ile övünüyordu. Ne oldu ona da birini günler geçse de teşhis edip ailesine, sevenlerine haber veremediler? Bir toplumsal eyleme katıldığınızda tüm açılardan çarşaf çarşaf kamera görüntüleriniz dosyanıza girerken neden bir cinayet soruşturmasında görüntüler kısıtlı? Sanıkların emniyet ile olan görüşmelerine dair HTS kaydı isteyen avukatlar karşılarında Hakan Tosun’un HTS kayıtlarını bulmuşlar. Bir cinayet davasında sanıkların HTS kaydı mı önemlidir maktulün mü? 

Hakan Tosun’u anarken, onu dostlarından dinledik. Varlığını ön plana çıkarmadan her çevre eyleminde yer alışını, belgeleyişini. Bir görsele, eksik bir kareye, bir kesite ihtiyaç duyulduğunda mutlaka onun arşivinde olduğunu, bunu hiçbir karşılık beklemeden dostlarıyla paylaştığını, belgesele ve doğaya olan tutkusunu. Gazeteci Eylül Deniz Yaşar, bir belgesel hazırlamış, Hakan’ın kardeşi Öznur Tosun’un, Metin Göktepe’nin annesi Fadime anne ile buluştuğu günden. O belgeselde Meryem Göktepe diyordu ki: “Metin’den bu yana öldürülen her gazetecinin cenazesi bizim evden kalkar.” Ölümlerden sonra geride kalanların birbirine destek olurken aktardığı acı tecrübelerin kaçıncısı... Kardeşlerin kardeş olması, ailelerin birbirine kucak olması, yasını yaşayamadan mücadeleye başlayan, öldürülen gazetecilerin geride kalan sevenleri. Hesap sorulmadan travması atlatılamayacak koca bir toplum.

Hakan Tosun davasında şu an tutuklu sanıklar varsa bu gazeteci dostları........

© Evrensel