menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bayramlık oyun

26 0
23.05.2026

Uzun zamandır güzel bir şey düşünmek istediğimizde geçmiş anılara gidiyoruz.

Her sene daha da geçmişe gitmek gerekiyor iyi anlar bulabilmek için.

Televizyon ekranlarında, kürsülerde, haberlerde, ayak üstü sohbetlerde hep teşhisteyiz. Teşhis; başımıza neler geldiği ve neler gelebileceği.

Yakınmaya yakın duruyoruz. Hayal etmeyi unutturulduğumuzdan beri evde felsefe, münazara yapamaz olduk, evde yapılan ancak erişte, salça, turşu ve eleştiri.

Uzun bir bayram tatili geliyor ve eminim herkes eski bayramlar anacak bu hafta. Kurbanın et ucuza gelir diye değil yoksula dağıtılmak üzere kesildiği, birtakım ilişkileri rayında tutmak için değil gerçekten ihtiyacı olana dağıtılsın diye dernek ve vakıflara bağış yapıldığı hatta bu şekilde hayvan katliamı ne derece etik ne derece modern dünyaya uygun diye daha rahat tartışılabildiği dönemleri anacağız. 

İnsanlık var olduğu andan itibaren çözemediği her şeye korku yaratmış, tanrı kavramına ulaşmadan önce ruhlara, sonrasında tapındıkları tanrılara, korktukları şeyleri yollarından çeksin diye adaklar adamaya başlamışlar. Canlı adaklara kurban diyoruz. Bir dava uğruna kendini feda edene de kurban diyoruz. Bir kaza, afet, olay sonucu hayatını kaybedene de kurban diyoruz. Evlatlarımızı severken de “Oy kurban olurum” diye öpüyoruz. Belki de bilinç altımıza sinmiştir: Bu coğrafya iki kişiyi birden hayatta tutamayacak kaygısıyla, kurban gerekiyorsa onu bırakın beni alın demeye çalışıyoruzdur.

Her günün kendine münhasır savaşına kurban ettiğimiz özgürce düşünebilme yetisini her geçen sene daha da dert ediniyorum.

Üniversite hatta lise yıllarında birkaçımız bir araya geldiğimizde serbestçe fikir yürüttüğümüz, hayaller, yarışlar, iddialar geliştirdiğimiz ve goygoy zannettiğimiz sohbetlerin ne kadar dolu olduğunu fark ediyorum. Şimdilerde hepimizin daha çok tecrübesi ve bilgisi var ama zihnimizin etrafına siyah şeritler çekilmiş sanki, aynı çaresizlikler etrafında birbirine bir yaklaşık fikirleri sıralayıp duruyoruz.

Bazen çok sıra dışı, çılgın hatta eğlenceli fikirler geliyordur elbet herkesin aklına ama tutuklarlar ya da duyulursa sosyal medyada başlayacak bir linçin nerelere varabileceği öngörüsü var.

Bunu düşünürken fark ettim bu otosansür aslında. Muktedirin işini en kolaylaştıran şeylerden biri, karşısındakilerin öngörülü kabul ile otosansür........

© Evrensel