O copun sahibi özel okul patronlarıdır
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ve mülakat mağduru öğretmenler 14 Haziran’dan beri Ankara’da eylemde ve açlık grevinde: Kimi zaman TBMM önünde, kimi zaman bakanlıkta, kimi zaman da sendika binasında.
Neredeyse her defasında polis saldırısı altında: Copla, biber gazıyla, kaba dayakla…
21. yüzyılda Türkiye’de öğretmenlere reva görülen muamele bu!
Öğretmene kalkan coptaki o el, sadece Yusuf Tekin şahsında iktidarın değil aynı zamanda özel okul patronun elidir.
Çünkü, o patron, öğretmenlerin taban ücret ve sürekli sözleşme talebinin bastırılması sayesinde büyük kâr ediyor.
Eğitim sektörüne giren müteahhidi, tekstilcisi, galericisi ile özel okul patronları için bu taleplerin reddedilmesi, yeltenenlerin copla, gazla, şiddetle yola getirilmesi adeta bir ölüm-kalım meselesi.
İzlediğimiz şiddet eğitim alanındaki sınıf mücadelesinin güncel bir görünümü. İktidarın ve sermayenin cevabı.
Bu mücadelenin rotası, gelişimi ve genişlemesi sadece özel sektör öğretmenlerinin değil bir bütün olarak kamusal eğitimin de geleceğini belirleyecek nitelikte.
Çünkü talepler eğitim sisteminin derinlerine kök salan yapısal sorunlarla ilişkili.
Serbest piyasa değil kıyak piyasa
Sorunun büyük kısmı, eğitim alanında neoliberal dönüşümle ilgili. AKP hükümetleri yıllardır eğitimde özel okulların oranını arttırma çabasında. Büyük ölçüde başarılı oldular. 2002 yılında Türkiye genelinde 1887 olan özel okul sayısı, 2026 yılında 14 bin 700’e ulaştı. Toplam okullar içerisindeki payı %4’ten ’ye çıktı.
Ama özel okul, “açıl” deyince açılmıyor.
Önce, bu okullar için geniş bir tüketici/müşteri grubu yaratmak gerekiyordu.
Ülkenin ultra zenginleri, çocuklarını zaten özel okullara gönderiyordu.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in dediği gibi hedef; sektörün payını en az yüzde 20'lere çıkarmaktı. Bu da daha geniş kesimlerin müşterileştirilmesini gerektiriyordu.
Devlet okullarında eğitimin niteliği düştükçe, okullar imam hatipleştirildikçe, okullarda uyuşturucu, şiddet yaygınlaştıkça; insanlar tüm şartlarını ve koşullarını zorlayarak, borçlanarak çocuklarını özel okullara gönderme yolunu seçti.
“Müşteriler” adım adım hazırlandı. Ancak bu müşteri grubu orta halli olduğundan okul fiyatlarını karşılamak kolay değildi ve devlet, “sektör”ün kârını güvence altına almayı görevi bildi.
Teşvikler, araziler, vergi indirimleri bitmek bilmedi.
Öğrenci başına........
