menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ABD demokrasisi: Şirketler de oy kullanabilir

24 0
31.05.2026

ABD demokrasisi denen, Sovyetlerin dağılmasından sonra giderek vahşileşen ve artık kârlarının bir kısmından devrim ve soğuk savaş korkusuyla feragat etmek zorunda olmayan sermayenin mutlak hakimi olduğu, kimisinin oligarşi, benim plütokrasi dediğim sistemde son birkaç günde yaşananlara bakalım.

Delaware eyaletindeki bir üst mahkeme geçtiğimiz salı günü şirketlerin, ortaklıkların, tekellerin ve diğer “tüzel kişiliklerin”, belirli koşullar altında Delaware seçimlerinde oy kullanma hakkına sahip olduğunu onayladı. Eyaletin yürürlükteki yasal mevzuat ve ilgili tüzükleri, “bazı belediyelerin sınırları içerisindeki mülklerin çoğunluğuna sahip tüzel kişiliklere” yerel seçimlerde oy kullanmanın önünü açıyor. Amerikan Sivil Özgürlükler Birliğinin (ACLU) bu düzenlemelere karşı açtığı davayı karara bağlayan mahkeme, başvuruyu “tek kişi/tüzel kişilik, tek oy” ilkesini gerekçe göstererek reddetmiş, çünkü “Tekeller, ortaklıklar, limitet şirketler ve anonim şirketler, Delaware kanunlarında açıkça ‘kişi’ olarak tanınmakta”. Bu karar aslında Anayasa Mahkemesinin sermayenin istediği siyasi adayın seçilmesi ya da seçilmemesi için sınırsız para harcamasının yolunu açan, şirketleri de birey gibi görüp siyasi harcamalarını ifade özgürlüğü kapsamına alan, yani bütün Amerikan seçimlerinin sermayenin oyuncağı olmasını yasal çerçeveye bağlayan, 2010 yılındaki “Citizens United” kararının hem doğal bir uzantısı, hem de ACLU gibi örgütlerin mücadelesi başarısız olursa varacağı yer. Milyarderler istediği adayı seçtirip istediği temsilciyi koltuğundan ediyor. Örneğin Epstein belgeleri ile ilgili hâlâ hiçbir soruşturma, iddianame, gözaltı, tutuklama yokken, bu belgelerin yayımlanması için çaba gösteren ve kongredeki aritmetiği değiştiren bazı temsilciler ve senatörler milyarderlerin ön seçimlere akıttığı milyonlar ve fonladığı kara propaganda sayesinde ya tekrar aday olamayacaklar ya da tekrar aday olmama kararı almaya zorlandılar.

Çarşamba günü bu kez haberlerde Adalet Bakanlığının, Trump tarafından cinsel tacize uğradığı daha önce mahkemelerce karara bağlanmış ve bu davalardan tazminat kazanmış Jean Caroll hakkında soruşturma başlattığı vardı. Soruşturma, Carroll’un Trump’a karşı açtığı ve kazandığı davalar sırasında yeminliyken yalan ifade verdiği iddiasındaymış.

Perşembe günü New Jersey eyaletinin Newark şehrinde bir göçmen gözaltı merkezi önünde bu merkezlerdeki insanlık dışı muameleyi protesto edenlere federal polisler yine tekme, tokat, biber gazı ile ve yerde sürükleyerek saldırdı. Salı........

© Evrensel