Ganira Paşayeva’dan geriye kalan: Türk Dünyası’nın gönül coğrafyası
Türk Dünyası’nı yalnızca geniş bir coğrafya olarak görmek, kanaatimce bu büyük kavramı anlamak için yeterli değildir. Türk Dünyası; ortak tarihimizin, kültürümüzün, hafızamızın, inanç ve medeniyet birikimimizin oluşturduğu büyük bir gönül coğrafyasıdır. Bu coğrafyanın farklı bölgelerinde yaşayan insanları birbirine bağlayan ise sadece sınırlar, devletler veya kurumlar değil; ortak hafıza ve gönül bağlarıdır.
Ganira Paşayeva’yı düşündüğümde, Türk Dünyası kavramının bir insan hayatında nasıl ete kemiğe bürünebileceğini görüyorum.
Onu Azerbaycan’dan Türkiye’ye, Kafkasya’dan Türkistan’a, Avrupa Türklerinden diaspora kuruluşlarına kadar uzanan geniş bir coğrafyada görmek mümkündü. Konferanslarda konuşuyor, gençlerle buluşuyor, kitaplarını tanıtıyor, şiirler okuyor, sivil toplum kuruluşlarıyla temas kuruyor ve Türk Dünyası’nın farklı bölgeleri arasında gönül köprüleri kuruyordu.
Benim de kendisiyle farklı zamanlarda aynı toplantılarda bulunma, aynı oturumlarda konuşma ve sohbet etme imkânım oldu. İstanbul’da TASAM tarafından düzenlenen Türk Dünyası Diasporası toplantılarından birinde salondaki katılımcılara beni göstererek söylediği şu sözleri hâlâ unutmuş değilim:
“Arkadaşlar, siz Türk diasporasına müşahhas bir örnek mi istiyorsunuz? İşte orada, ön tarafta oturan Hollanda’dan Veyis Güngör var.........
