Hâlâ mı siyasî operasyon diyorsunuz?
Açık ve gizli tanıkları… MASAK raporlarını… HTS ve baz kayıtlarını… Tapu devirlerini… Banka hesap hareketlerini… Hepsini bir kenara bırakın. Ortada 70 küsur tane itirafçı var.
Nedir bu? “Yok, onlar itirafçı değil, iftiracı…”
Nasıl yani? Adam, cezasının hafifletilmesi için etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanıyor. Nasıl çaldıklarını, kime rüşvet verdiğini, kimden rüşvet aldığını, suç ortaklarının kimler olduğunu… Tarih, yer, belge ve olayların doğal akışı kapsamında itiraf ediyor.
Peki, itirafçı olan kişi, kendisine mi iftira ediyor? Öyle ya… İtiraf dediğin, kişinin kendi işlediği suç ve kusurları kabul ve ikrar etmesidir.
Ama olmaz… Sözkonusu CHP ve yönetimiyse, yargılanan kişi kendi suçlarını itiraf ederken suç ortaklarını da ifşa etmişse, kesinlikle ‘iftiracı’dır.
Peştamalla basılan zat, CHP’den ihraç edilinceye kadar sustu. Ağır yük, altından kalkılamaz hale gelince, partiden atıldı. Ve itirafçı oldu.
Peştamalcı, CHP Genel Başkanı’na 1 milyon 200 bin TL verdiğini söylüyor. Özgür Özel için yaptırılan süper lüks aracın 170 bin Avro KDV olan tasarım masrafını Uşak Belediyesi’nden ödediğini itiraf ediyor.
PİŞKİNLİĞİN KAVRUKLUK AŞAMASI
Fakat Özgür Bey, çifte kavruk Çorum leblebisi gibi… Çıkmış fondaş medyasının televizyonuna… Besleme emme basma tulumbaların çanak sorularına, “Ne var yani buncağız paracıkta? Biz de bir kamu kurumu sayılırız. Devletin bir cebinden çıkmış, öbür cebine girmiş. Kamu zararı varsa, öderiz, olur biter…” diyor.
Yahu, siz şaka mısınız? Eğer mantık böyle kurgulanıyorsa, yakalanmayan her hırsız masumdur. Yakalanınca da, çaldığını geri öder, pirüpak aklanmış olur.
Galiba; hırsızlık, kamu malını........
