menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bağlantı Var Ama Temas Yok

14 0
20.01.2026

Sabah uyanır uyanmaz bir insana değil, bir nesneye dokunuyoruz. Telefonun soğuk camı, günün ilk teması oluyor. O temas ne sıcak ne karşılık veren bir şey. Sadece pürüzsüz ve sessiz. Gözlerimiz henüz tam açılmamışken bile dünyaya “bağlanmış” sayılıyoruz. Bildirimler, beğeniler, hikâyeler… Daha yataktan kalkmadan başkalarının hayatlarına sızıyoruz.

Bakın garip olan şu: Sayılar bize tarihin en bağlantılı çağında yaşadığımızı söylüyor. Ama akşam başımızı yastığa koyduğumuzda, içimizde dolaşan o boşluk hissi istatistiklere hiç benzemiyor. Daha eski, daha ilkel ve çok daha kişisel. Elbette bu çelişkiye bir ad vermek mümkün: Yalnızlık paradoksu. İnsanlarla çevriliyiz ama kimseye gerçekten değmiyoruz. Kalabalıkların ortasında, sessiz bir kopuklukla yaşıyoruz.

Bir kafeye girdiğinizde bunu hemen fark edersiniz. Yan yana oturan iki insan; aynı masada, aynı kahve kokusunda. Dizleri neredeyse birbirine değecek kadar yakın. Ama bakışlar başka yerde. Parmaklar ekranları kaydırırken, zihinler başka hayatların içine düşmekte. Fiziksel olarak yakın olup zihinsel olarak yok olmak… Modern yalnızlık tam olarak budur. Yalnızlık artık kimsesiz kalmak değil, yanındakine temas edememektir.

Oysa temas, eskiden gündelik hayatın içine sızmıştı. Mahalle bakkalında edilen iki çift laf, komşunun kapısını çalıp istenen bir........

© Eurovizyon