Avrupa için gelecek tasavvurlari - 5
Avrupa Ankara’ya Bakarken Türk Dünyasını da Görecek
Avrupa önümüzdeki yıllarda Ankara’nın kapısını daha sık çalacaksa bunun nedeni yalnızca Türkiye’nin askerî gücü, nüfusu veya coğrafi konumu olmayacaktır.
Ankara’nın arkasında giderek belirginleşen başka bir coğrafya daha vardır:
Azerbaycan’dan Kazakistan’a, Özbekistan’dan Kırgızistan’a ve Türkmenistan’a kadar uzanan bu geniş alan, uzun yıllar Türkiye’de daha çok tarihî, kültürel ve duygusal bağlar üzerinden konuşuldu.
Fakat artık mesele yalnızca ortak dil, tarih veya kültür değildir.
Ulaşım koridorları var.
Ve hepsinden önemlisi Avrupa ile Asya arasındaki yeni bağlantı yolları var.
Bu nedenle geleceğin Ankara’sına bakarken yalnızca Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırlarına bakmak büyük resmi görmeye yetmeyecektir.
Haritada uzak, jeopolitikte yakın
Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Türkiye, Orta Asya’daki yeni bağımsız devletlerle hızlı biçimde diplomatik ilişkiler kurdu. Türkiye Dışişleri Bakanlığı da bölgeyle ilişkilerin ortak tarihî, dilsel ve kültürel bağların yanı sıra ticaret, ulaşım ve iletişim alanlarında geliştiğini vurguluyor.
Aradan geçen 35 yılda ilişkilerin niteliği de değişti.
1990’ların başında daha çok kültürel yakınlık üzerinden konuşulan Türk dünyası bugün kurumsallaşmaya çalışıyor.
Bunun en önemli örneği Türk Devletleri Teşkilatı’dır.
2009 yılında kurulan teşkilatın bugün Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan olmak üzere beş tam üyesi bulunuyor. Türkmenistan ve Macaristan gibi ülkeler ise gözlemci statüsünde yer alıyor. Teşkilatın faaliyetleri İstanbul’daki sekretarya tarafından koordine ediliyor.
Bunun anlamı küçümsenmemelidir.
Çünkü Ankara ilk kez doğusundaki geniş coğrafyayla ilişkilerini yalnızca ikili dostluklar üzerinden değil, giderek daha fazla kurumsal bir yapı içerisinde geliştirme imkânı buluyor.
Avrupa’nın aradığı yol Türkiye’den geçebilir
Asıl önemli gelişmelerden biri ise ulaştırma alanında yaşanıyor.
Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında Avrupa ile Asya arasındaki ticaret yollarının güvenliği ve çeşitlendirilmesi daha fazla önem kazandı.
Tam bu noktada Hazar Denizi üzerinden Orta Asya’yı Azerbaycan, Kafkasya ve Türkiye aracılığıyla Avrupa’ya bağlayan Trans-Hazar güzergâhı, yani Orta Koridor öne çıkıyor.
Avrupa Komisyonu’nun Şubat 2026’da yayımladığı değerlendirmeye göre bu güzergâhtaki ticaret 2022’den bu yana dört katına çıktı ve gerekli yatırımlar yapılması hâlinde 2030’a kadar üç kat daha büyüyebilecek kapasiteye sahip.
İşte burada Türkiye’nin jeopolitik değeri ile Türk dünyasının ekonomik potansiyeli birbirine........
