TÜRKİYE’NİN ASIL KRİZİ: SİYASETİN İTİBAR KAYBI
Aziz ve kıymetli okuyucular,
Her yeni köşe yazısı, yazar ile okuyucu arasında kurulan yeni bir dostluğun ve ortak bir fikir yolculuğunun ilk cümlesidir. Bugün ENPOLİTİK’te başlayan bu yolculuğun ilk satırlarını kaleme alırken; olayları ve gelişmeleri kişi, parti ya da ideolojilerin penceresinden değil, adaletin, hakkaniyetin ve vicdanın rehberliğinde değerlendirmeye gayret edeceğimi ifade etmek isterim.
Hakikati aramanın, farklı düşünceleri anlamaya çalışmanın ve her şart altında adaletten yana durmanın önemli olduğuna inanıyorum. Bu köşede de sizlerle birlikte düşünmeye, sorgulamaya ve memleket meselelerini ortak bir akılla değerlendirmeye çalışacağız.
Bu vesileyle hepinizi saygı ile selamlıyorum.
TÜRKİYE’NİN ASIL KRİZİ: SİYASETİN İTİBAR KAYBI
Türkiye’de bugün hemen herkes hayat pahalılığından, eğitim sisteminin niteliğinden, adalet mekanizmasındaki sorunlardan, işsizlikten, yoksulluktan, toplumsal değerlerdeki aşınmadan ve terör probleminden söz ediyor. Bunların tamamı kuşkusuz son derece önemli meseleler ancak kanaatimce bütün bu sorunların üzerinde duran ve büyük ölçüde onları da besleyen daha temel bir problem var: Siyasetin itibar kaybı.
Şüphesiz devletin yönünü belirleyen temel mekanizma siyasettir. Siyaset bozulduğunda devletin de toplumun da bundan doğrudan etkileneceği / etkilendiği aşikardır.
Bugün Türkiye’de siyasete yönelik güvenin ciddi biçimde aşındığı görülmektedir. Dünyadaki demokratik sistemleri inceleyen araştırmalar, siyasal kurumlara duyulan güven ile hukuk devleti, ekonomik istikrar ve toplumsal huzur arasında güçlü bir ilişki bulunduğunu ortaya koymaktadır. Dünya Değerler Araştırması (World Values Survey) verileri üzerine yapılan çalışmalar da Türkiye’de siyasi partilerin en düşük güven duyulan kurumlar arasında yer aldığını göstermektedir.
Asıl dikkat çekici olan ise bu durumun yalnızca belirli bir siyasi partiyle sınırlı olmamasıdır. İktidarıyla muhalefetiyle Türk siyasetinin önemli bir bölümü uzun yıllardır........
