menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

DENİZ GÖKTAŞ OLAYININ FARKLI BOYUTLARI

29 0
07.07.2026

Deniz Göktaş isimli biri sonunda meşhur olmayı ve youtube’a yüklediği son gösteri videosunun onbinlerce kez izlenmesini başardı.

Belki en sonda söylenmesi gereken kanaatimi en başta söyleyeyim : Deniz Göktaş isimli şahsın bir proje olduğunu düşünüyorum.

Evet bir proje!!! Ya kendi kendini böyle bir proje için motive etti ve bunu başardı ya da birileri bunu proje olarak kullanmayı planladılar ve başardılar!!!

Deniz Göktaş, tutuklanmasına neden olan gösterisinde nedense Alevi ve komünist bir aileye mensup olduğuna özellikle vurgu yapıyor. Deniz Göktaş söz konusu gösterisinde kendi aile anlayışındaki aydın hiyerarşisini anlatıyor : “Bizim evde aydın, hapisteki aydın, sürgündeki aydın, ölü aydın aşağıdan yukarıya doğru sevgi ve saygı artar.!” Babasının kendisini arayıp “dizi oyuncularını bile gözaltına aldılar seni niye almıyorlar” diye sitem ettiğini de kendisi anlatıyor. Yani Deniz Göktaş'ın ailesinden aldığı terbiyeye göre aydın olabilmenin yolu gözaltından ve tutuklanmaktan geçiyor. Yine Deniz Göktaş kendi ifadesiyle yaklaşık üç yıldan beri sergilediği gösterisini bu Haziran ayının başında youtube’a yüklemeye karar veriyor, birden bir kısım medya ve sosyal medya organında bu gösterinin reklamı yapılmaya başlanıyor. Deniz Göktaş ardından yurt dışına çıkıyor hakkında soruşturma açıldığına dair haberlerden sonra ne 1 Temmuz ne de 3 Temmuz’da tam da 2 Temmuz’da yani Madımak katliamının 33. yıldönümü gününde Türkiye’ye dönerek havaalanında gözaltına alınıyor. 

Deniz Göktaş, kısa vadede kendini tutuklatmayı, ailesinin ve kendisinin ölçütlerine göre aydın olabilmenin (!) ilk adımını atmayı başardı. Peki orta ve uzun vadede özellikle alevilik mağduriyeti üzerinden başka bir amaç hedefleniyor olabilir mi? Bu soruyu cevaplamak da devletin istihbarat ve güvenlik mercilerinin problemi olsun!

Ülkemiz maalesef sürekli olarak sosyal, siyasal, kültürel mühendislik faaliyetlerinin bir uygulama alanı olarak değerlendiriliyor ve bu faaliyetlerin başarıya ulaşabilmesi için de uygun şahıslar ve topluluklar mahir bir şekilde kullanılıyor.

Bu topraklarda son 60 yıl içerisinde yaşanan / yaşatılan Kahramanmaraş, Çorum olayları, Madımak yangını ve benzeri olay ve eylemlerle toplumun Alevi kesimiyle Sünniler arasında bir ayrışma bir çatışma hatta bunun ötesinde sonu iç savaşa gidebilecek bir kalkışma amaçlanıyorcasına Türkiye'nin bir numaralı meselesi olmaya namzet olarak bu konunun adeta birilerinin elinin altında sürekli olarak tutulduğu kanaatindeyim. Birileri bu toplumun farklılıklarına rağmen bir arada yaşamasını hazmedemiyor ve bu farklılıkları toplumsal birer zenginlik olarak kabul etmek yerine topluma bu değerler adeta bir çatışma nedeni olarak tanıtılıyor hatta dayatılıyor.

Deniz Göktaş gösterisinde kendince bir dalgıç kıyafeti esprisi yaparak aslında denize kapalı bir şekilde giren kadınlarla ve kadınların kıyafetiyle dalga geçiyor. Sonra da kastının bu olmadığını ifade ederek üstelik gösteriyi izleyenleri salak yerine koyuyor. Samimi, saygılı, “72 millete aynı nazarla bakma” terbiyesine sahip bir alevinin değil onbinlerce kez izlenme potansiyeline sahip bir gösteride çok samimi bir arkadaş ortamında bile yapmaması gereken bir espri, halbuki bu!!!. Ancak bu esprinin Deniz Göktaş tarafından özellikle yapıldığı ve dolayısıyla kendisinin mensup olduğunu iddia ettiği alevilik inanç ve öğretisine de böylece saygısızlık yaptığı kanaatindeyim.

Deniz Göktaş, gösterisinde tesettürlü kadınlara yönelik sarfettiği dalgıç kıyafeti esprisi densizliğiyle de yetinmiyor. İşi Yüce Allah tarafından indirilen 4 ilahi kitabı sarakaya alma ve Yüce Yaradanla dalga geçme terbiyesizliğine kadar vardırıyor. Neymiş efendim 4. kitap (yani Kur’an-ı Kerim) Deniz Göktaş’ın en favori kitabı imiş diğer üç kitaba göre açık ara en iyisi o imiş, 600’lü yıllarda bu kitabın varlığı müthiş bir çıkış imiş ama o 1200’lü yıllarda bir kitap daha........

© Enpolitik