MİLLET VE MİLLİYETİMİZİN KAPISINA KİLİT VURMAK.
Bazı yazı ve paylaşımlarda, kimi siyasetçilerin etnik kökenleri öne çıkarılıyor.
Kimine Ermenilik, kimine Gürcülük, kimine Kürtlük kaftanı giydiriliyor. Dün olan, bugün de mevcutmuş gibi davranılıyor. Bu bakış tarzı, -milliyeti- bugün üzerinden değil, dün üzerinden okuyor. Bunun anlamı; geçmişin,-kökenin- neyse bugünün de odur! Asla başka bir şey olamazsın.
İşte millet ve milliyetçiliğin önüne konulan en büyük engellerden biri bu hastalıklı bakış tarzıdır. Böyle bakınca, -kökeni Türk olmayan- Türk olamaz sonucuna varıyorsunuz. Evvelin neyse ahirinde odur. Bu aynı zamanda Türklüğü kültür veya dil üzerinden okumak yerine, soy kökü üzerinden okumaktır. Tabii sonucu da ırkla, etnisite ile milleti eşitlemektir.
Bu bakış tarzının aksine birçok basılı eser, Kürtleşen Türklerden veya Türkleşen Kürtlerden bahseder. Milleti ırk üzerinden okuduğunuz zaman böyle bir geçişkenliğin olmaması gerekir, ama sosyolojik gerçek bu geçişkeliği doğruluyor. Ziya Gökalp, "Güneydoğu Aşiretleri İle İlgili Sosyolojik Tetkikler",Ali Rıza Özdemir "Kayıp........
