menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkçede Birbirine Karışan/Karıştırılan İki Kavram: Eğitim ile Öğretim…

21 0
18.05.2026

Geçen yazımızda, “Türkiye’de Yabancı Dille Öğretim Paneli’ düzenlendiğini, bu panelde neler konuşulduğunu yazmıştık. Konuşmalarda -yıl 2026- hala öğretim-eğitim kavramlarının doğru kullanılmadığını da belirtmiştik. Boğaziçi Üniv. E. Öğr.Gör. Bülent Aksoy bu konuda 2 Şubat 2024’de çok güzel ve ayrıntılı bir yazı yayımlamış… 

https://kavrammutfagi.com/makaleler/bulent-aksoy-kitapligi/turkce-sorunlari--birbirine--karisan--karistirilan--iki-kavram---egitim-ile-ogretim- 

İzinleriyle bu yazıyı paylaşmak istiyoruz:

Eğitim ile öğretim birbiriyle ilintili, Türkçede yan yana kullanılabilen kelimeler ise de, her durumda birbirinin yerine kullanılabilecek anlamdaş terimler değil. İç içe geçmiş kavramlardır, ama mutlaka ayırt edilmesi gereken yönleri, içerikleri vardır. Bu iki terim çoğunlukla karıştırılır; kastedilen şey eğitim midir, öğretim mi, belirsizleşir. Söz konusu karışıklık Türkçede yeni bir durum da değil, nicedir gördüğümüz bir şey. Ama aralarındaki farkı umursamayanların sayısı yıllar geçtikçe arttı. 

Haber bültenlerinde "Şiddetli kar yağışı dolayısıyla eğitime üç gün ara verildi" haberi duyuruluyor. Bazı öğrenciler "Yurt dışında eğitim almak istiyorum" diyorlar. Yabancı dil öğretiminden bahsedenler "yabancı dil eğitimi" diyorlar. "Anadilinde eğitim" diye siyasi bir talep var nicedir; bu talep bir gün kanunlaşırsa, belki de bu tanımla kanun metnine girecek. Dahası, yüksek lisans eğitimi, doktora eğitimi diyenler de sıraya girmişler. "Eğitim" sadece konuşma dilinde değil, hiç sakınılmadan yazı dilinde, örneğin özgeçmiş metinlerinde de kullanılıyor. Bakıyorum, değerinden şüphe edemeyeceğimiz bilimciler, aydınlar tıp eğitimi, hukuk eğitimi, ekonomi eğitimi diyebiliyor.. Şaşmamak elde değil. Bazı bilimsel içerikli, tarih, toplum bilimi, siyaset bilimi metinlerinde bile öğretimin yerine eğitimin kullanıldığını görüyorum. Bu ciddi metinlerde "ilkeğitim", "ortaeğitim", "yüksekeğitim" gibi kelimeler bile kullanılmıştır. Covid-19 salgınından sonra şunları da sıkça duyduk, gördük: yüz yüze eğitim, uzaktan eğitim. 

Çevirilerde de, İngilizce education terimi hep "eğitim" diye çevriliyor. Bu eğitim bolluğu karşısında "öğretim", "öğrenim" kelimelerinin kullanım alanının daraldığı bir gerçek. Bugün en çok kullanılan iki çevrimiçi sözlükte (TDK Güncel Sözlük, Kubbealtı) eğitim, öğretim terimleri doğru bir biçimde tanımlanmıştır, ama gariptir, gerek yazı dilinde, gerekse konuşma dilinde bu tanımlar nerdeyse hiç dikkate alınmıyor. 

Eğitim yeni bir kelime Türkçede. Cumhuriyet döneminde dil reformu sırasında keşfedilmiş. Eğitmek fiiline isim türeten —im takısı eklenerek türetilmiş. Eğitmek fiili Eski Türkçeden (Asya Türkçesinden) kaynaklanıyor. Eski Türkçede igit-mek ya da igid-mek besleyip büyütmek, yetiştirmek anlamında kullanılmış. Orhon anıtlarından Bilge Kağan yazıtında (735) şöyle geçiyor: "Olurupan Türük bodunuğ yiçe itdi, yiçe iğitti" ([amcam hakan] "Türk halkını yeniden düzenledi ve yeniden besleyip doyurdu" demek).1 Besleyip doyurma anlamı bu metnin birçok yerinde kullanılmış. Bir anlamı da at beslemek. Kâşgarlı Mahmud'da çok yakın bir anlamı var, "yetiştirme" demek. "Ol anı igitti" (o, onu yetiştirdi).2 Eski Uygur Türkçesinde yine aynı anlamda: "İgidmäk: yetiştirmek, beslemek, özen vermek, bakmak, itina göstermek."3 Eski Anadolu Türkçesinde, Iğdır, Kars yöresinde kullanılan, "alıp götürmek" anlamına gelen bir "eğitmek" fiili daha var,4 ama bunun bizim konumuz olan terimle hiçbir anlam benzerliği yok, ayrı bir kelime.

Türk Dil Kurumunun çıkardığı, yeni Türkçedeki ilk arayışların bir ürünü olan Türkçeden Osmanlıcaya Cep Kılavuzu'ndaki (1935) "eğitim" maddesi için verilen karşılıklar şöyle: terbiye, éducation, dressage. Bir Türkçe kelime iki yabancı, bir Türkçe kelimeyle tanımlanmış. Eğitmek fiili de "Osmanlıca" terbiye etmek, Fransızca éduquer karşılığında kullanılmış. Bu karşılıklar akıl karıştırıcı. Türkçe kelimeyi yabancı kelimelerle tanımlamak sakat bir yol. Anıt'taki "besleyip doyurma" ile Kâşgarlı'daki "yetiştirme"den "terbiye"ye ulaşmak kolay, ama "terbiye" çok daha zengin bir kelime, yan anlamları, mecazları var. Anlamlarından sadece biri yetiştirme. Besleyip büyütme, yetiştirmeden başka, görgü, âdap, edep, iyi ahlak, nezaket, incelik, zarafet, bunlarla ilintili faydalı bilgiler öğretme ("terbiyeli", "terbiyesiz" kelimeleri bu anlamından çıkıyor); çocuk yetiştirme, gerekli davranış kurallarını öğretme (pedagojiye yakın bir anlam); alıştırma, hazırlama; hayvan, bitki, çiçek yetiştirme; te'dip (edep öğrenilmesine yardımcı olacak hafif cezalar verme); ıslah etmek, disiplin altına almak; uslandırmak, bir düzene sokmak gibi anlamları da var. "Terbiye"li birçok deyim var Türkçede. Eti, balığı, çorbayı daha lezzetli kılmak için terbiye ederiz. "Terbiyeli köfte" adlı bir yemek de vardır. 

"Terbiye"nin alıştırma, hazırlama, temrin anlamı da daha sonra "eğitim"e devrediliyor. Cumhuriyet döneminde uzunca bir süre kullandığımız "beden terbiyesi" sözü vardır. "Beden terbiyesi daha sonra beden eğitimine çevrilmişti. 1930'larda kurulan "Beden Terbiyesi Umum Müdürlüğü"nün adı da 2011'de değiştirildi, müdürlüğün adı Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğü oldu. Günümüzde "köpek eğiticisi" denen yeni bir meslek var. "Aslan terbiyecisi" yerine aslan eğiticisi dendiğini henüz duymadım, ama köpek eğiticisi olduğuna göre aslan eğiticisi de pekâlâ denebilir. Uyuşturucu madde kaçakçılarını yakalamakta polise, depremlerde de arama-kurtarma görevlilerine yardımcı olan köpeklere de "eğitimli köpek" deniyor. Eğitimli at da var. Batı dillerindeki education kelimesi hayvan terbiyesi hakkında kullanılmıyor artık. İngilizcedeki training, Fransızcadaki entraînement (yani "antrenman") eğitimin uygulamaya dönük anlamına denk düşüyor. Örneğin "askerlik eğitimi"nin İngilizcesi military training, Fransızcası da entraînement militaire. 

Bunların hepsinde "terbiye"nin iki ana yönü var: ya zihni besleyerek ya da uygulamalı çalışmalarla daha iyi ya da istenilen bir biçime, kalıba, davranışa sokmak, yoğurmak. Ama ikisinde de okul öğretimi anlamı yok. 

Görüldüğü gibi, terbiye çok işlenmiş bir kelime; eğitim bu kelimenin bir anlamına denk düşürülebiliyor. Education da geniş anlamıyla "terbiye"dir; fakat terbiye, education teriminin öğretim, öğrenim anlamını karşılamıyor. Dressage ise Fransızca ile İngilizcede terbiye etme, özellikle atın terbiye edilmesi demek. Hayvan terbiyesiyle de bağ kurulmuş Kılavuz'da. 

Eğitim kelimesi kullanıma sokulurken Batı dillerinden fikir alınmış gibi. At terbiyesi anlamına gelen bir Fransızca kelimeye de yer verilmesine bakılırsa, anlam bağlantıları yönünden education kelimesinin Batı dillerindeki eski anlamları da göz önünde tutulmuş. Hayvan terbiyesi anlamının Eski Türkçede de olduğunu görmüştük. Anlamın bu yönü denk düşmüş. Fakat terimin bu evrim sonunda ulaştığı içerik dikkate alınmamış. 

İtalyanca ile İspanyolcada da kullanılan bu kelime Latince kökenli. Şu iki birimden kurulu: ex - (ed-), "dışarı(ya)" "ducere", götürmek. İkisi birden, dışarı çıkarmak, [bir yerden başka bir yere] götürmek, yol göstermek, meydana çıkarmak, gün yüzüne çıkarmak anlamına geliyor. Bu etimolojiye göre, kelimenin anlamı bu haliyle biraz soyut. Ancak kavramsal gelişmesini dikkate aldığımız zaman kökendeki damarın yol açtığı anlamı sezer gibi oluyoruz. Söz konusu iki birimden kurulu educare fiili Latincede çocuk yetiştirme, besleyip büyütme (hem bedence, hem zihince), çocuğa öğrenmesi gerekenleri öğretme, yol gösterme, onu bir kalıba sokma, yani terbiye etme anlamına geliyor. Educare çocuğu daha çok zihince yetiştirme; onun başka bir gramer biçimi olan educere ise daha çok bedence yetiştirme anlamında kullanılmış. Bu demektir ki, kelimemiz ikisini de içine alıyor. The Century Dictionary kökende, bizim eski deyimle "kuvveden fiile çıkarmak"ı kastettiğimiz anlamını doğrulayacak örnek bir kullanımı olmadığını belirterek bizi uyarıyor. 

Douglas Harper'ın hazırladığı çevrimiçi etymonline sözlüğüne göre, education ilkin ondördüncü yüzyılda Fransızcada Latincedeki anlamıyla kullanılıyor, hayvan terbiyesi anlamı da var. On altıncı yüzyılda kelime aynı anlamıyla İngilizceye geçiyor. Sistemli okul öğretimi anlamı onyedinci yüzyıl başlarında — modernleşmeyle birlikte—ortaya çıkıyor. Bu evrim çizgisi çok anlamlı. Başlangıçta yetiştirme, terbiye verme anlamında, dar bir bant içinde kullanılmakta olan bir kelime zamanla, bilimin, teknolojinin gelişmesiyle, toplum yapısının karmaşıklaşmasıyla çocuk terbiyesinden daha zengin bir anlam boyutuna yükselmiş. Bu yeni anlamıyla education yaşayarak öğrenilen şeylerin üstüne çıkan, gözlemle, tecrübeyle, kişinin başından geçenlerle öğrenemeyeceği konulara yöneltir, kuramsal bilgiye yönlendirir insanı. Evde ya da dar bir çevrede edinilemeyecek, ancak okulda elde edilebilecek bir birikim kazandırır. Öğretilen, damıtılmış bir bilgidir. Bu anlamıyla education teriminin karşılığı öğretimdir. 

Bununla birlikte, modern toplumlardaki okullaşma ve okul öğretimi kavramın bünyesindeki "terbiye" öğesini ortadan kaldırmamış. Education'ın terbiye anlamı bugün de kavramın bir yönüdür. "Eğitim" teriminin bugün olduğu kadar yaygın olmadığı yıllarda "terbiye" Türkiye'de eğitim anlamında kullanılmıştır ("millî terbiye", "dinî terbiye" sözlerinde olduğu gibi). İnsan toplumsal bir varlık olduğuna, bir toplumsal ilişkiler ağı içinde doğup yaşadığına göre, her birey içinde yaşadığı toplumun verdiği terbiye ile hayatı tanır, anlamlandırır. Buna toplumsallaşma denir. İçinde yaşanılan toplumdaki bütün siyasi, iktisadi, kültürel ilişkiler ile kurumlar insanı toplumsallaştırır. Çocuk yetiştirme bilgisi, çalışma şartları, gelenekler, töreler, ibadet, eğlenme biçimleri; aile, arkadaş çevresi, okul, devlet, hükûmetler, siyasi partiler, ordu, ibadet yerleri, yayınevleri, radyo, televizyon, basın, sinema gibi etmenler toplumsallaştırıcı güçlerdir. Bütün bu güçler insanlara kendi toplumlarının yerleşik değerlerini, yaşama biçimini, alışkanlıklarını tanıtır. Bütün bu terbiye edici işlevler insanı bir kültürün kalıplarına sokar. Bu yetişme, yetiştirme süreçleri ideolojileri doğurur. İdeoloji aşılamak da bir eğitimi gerektirir. Otoriter, totaliter, militarist, teokratik, faşist, ırkçı, milliyetçi yönetimlerin de bir eğitim siyasetleri vardır. Bunlar eğitim değildir diyebilir miyiz? 

Terbiye anlamındaki eğitim zihni işlemekle, davranışları toplumsal şartlara, kurallara alıştırmakla olur. Bir yönüyle, insanı olgunlaştırmak, zihnini, ahlaki görüşünü, zevkini, dünyaya bakışını da geliştirmek, bilgi, kültür seviyesini yükseltmek için yapılan olumlu, faydalı şeyleri akla getiren eğitim, başka bir anlamıyla da, ister istemez ya bir ideolojiyi, öğretiyi, inancı ya da belirli bir dünya görüşünü aşılamak demektir. Dolayısıyla, "kirletilmeye" açıktır. Bu yüzden, Batı dillerinde indoctrination denen telkinleri, aşılamaları eğitimden ayırt etmeye kalksak işin içinden kolay kolay çıkamayız. Türkiye'deki maarif / kültür / eğitim bakanlıklarının hep millî "eğitim" işlerini yürütmesi bunun işareti değil midir? Kısacası, toplumsallaşma terbiyeyi,........

© Enpolitik