FED rüzgarı ve beklentiler
Küresel piyasalardaki bir diğer önemli gelişme ise coğrafi ayrışma. Asya ve gelişmekte olan piyasalar son dönemde ABD ve Avrupa’ya kıyasla daha güçlü bir performans sergiliyor.
Küresel finansal piyasalar son haftalarda yine klasik bir döngünün içine girmiş durumda. Ekonomik veriler zayıflıyor, merkez bankası politikası yeniden tartışılıyor ve finansal varlık fiyatları bu yeni beklentileri hızla fiyatlamaya başlıyor. ABD’de açıklanan perakende satış verisinin beklentilerin altında kalması aslında piyasaların uzun süredir beklediği bir gelişmenin kapısını araladı. Bu veri tek başına büyük bir kırılma yaratmasa da piyasalarda bir süredir oluşan FED artık faiz indirimi sürecine yaklaşmış olabilir beklentisini güçlendirdi.
Perakende satışlar Amerikan ekonomisinin nabzını tutan en önemli göstergelerden biridir. Çünkü ABD ekonomisinin yaklaşık üçte ikisinden fazlası tüketim harcamalarından oluşur. Dolayısıyla tüketim tarafındaki bir zayıflama büyüme dinamiklerinin yavaşlamaya başladığını gösterir. İşte tam da bu nedenle son açıklanan veri yatırımcıların zihninde çok net bir soru oluşturmuş durumda.
ABD ekonomisi yumuşak inişe mi hazırlanıyor?
Bu sorunun cevabı henüz kesin değil. Ancak finansal piyasalar genellikle gerçeklerden önce beklentileri fiyatlar. Para piyasalarının şu anda yaptığı da tam olarak bu. Mevcut fiyatlamalara bakıldığında yatırımcılar 2026 yılı içinde FED’in üç kez faiz indirimi yapabileceğini satın almaya başlamış durumda. Hatta bu indirimlerin ikisi neredeyse tamamen fiyatlara girmiş görünüyor.
Bu beklentinin ilk etkisi tahvil piyasasında ortaya çıktı. ABD 10 yıllık tahvil faizleri yaklaşık bir ayın en düşük seviyelerine geriledi. Tahvil faizlerinin düşmesi aslında çok basit bir matematiğe dayanır. Eğer yatırımcılar gelecekte faizlerin düşeceğini düşünüyorsa bugünden uzun vadeli tahvil almak daha cazip hale gelir. Bu talep tahvil fiyatlarını yükseltir ve getirileri........
