menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ahlat Ağacı: Usta bir film mi, uzun bir sabır sınavı mı?

3 0
previous day

Türk sinemasını konuşurken genellikle iki uçta duruyoruz. Ya gişe filmlerini “halk sineması” diyerek değerlendiriyoruz ya da festival filmlerini sanatın tartışılmaz örnekleri olarak görüyoruz. Oysa iyi sinema, hem övgüye hem de eleştiriye açık olmalı.

Türk sinemasını konuşurken genellikle iki uçta duruyoruz. Ya gişe filmlerini “halk sineması” diyerek değerlendiriyoruz ya da festival filmlerini sanatın tartışılmaz örnekleri olarak görüyoruz. Oysa iyi sinema, hem övgüye hem de eleştiriye açık olmalı.

Nuri Bilge Ceylan’ın Ahlat Ağacı filmi tam da bu tartışmanın ortasında duran yapımlardan biri.

Film, yazar olmak isteyen Sinan’ın memleketine dönüşünü, kitabını yayımlama çabasını ve babasıyla olan ilişkisini anlatıyor. Ancak hikâye ilerledikçe bunun yalnızca bir genç adamın hikâyesi olmadığını görüyoruz. Başarı, başarısızlık, aile, para ve hayattan beklentiler üzerinden Türkiye’de genç olmanın zorlukları da karşımıza çıkıyor.

Sinan’ın yaşadığı en büyük çatışmalardan biri ise babasıyla kurduğu ilişki. Babasını başarısız ve hayattan kopmuş biri olarak gören Sinan, zamanla kendisinden kaçmaya çalıştığı kişiye bazı yönleriyle benzediğini fark ediyor. Filmin en güçlü taraflarından biri de bu. Baba-oğul ilişkisi basit bir iyi-kötü çatışmasına dönüştürülmüyor. İki tarafın da haklı, iki tarafın da hatalı olabileceği bir dünya kuruluyor.

Anadolu’nun gerçek yüzü

Filmin dikkat çeken bir başka yönü ise Anadolu’yu ele alış biçimi.

Ahlat Ağacı, Anadolu’yu sadece güzel manzaralardan oluşan bir dekor olarak kullanmıyor. Kasaba........

© Elips Haber