Takvimler ayları değil, zamları gösteriyor!
Türkiye’de takvimler ayları değil, zamları gösteriyor. Sabah uyanıp telefona uzanan yurttaşın ilk refleksi, günün kurunu ya da yeni bir fiyat artışı haberini kontrol etmek oluyor. Çünkü herkes biliyor ki, dünün fiyatı bugün geçerli değil; bugünün fiyatı ise yarın neredeyse kesinlikle değişecek.
Akaryakıta gelen her zam, yalnızca pompada ödenen tutarı artırmıyor. Gıdadan ulaşıma, kiradan temel tüketim maddelerine kadar uzanan zincirleme bir etki yaratıyor. Benzin ya da motorine birkaç lira zam geldiğinde, bunun manav tezgâhına, pazardaki filesine, servis ücretine, hatta okul kantinine nasıl yansıyacağını artık herkes ezbere biliyor.
Asıl sorun da burada başlıyor; gelirler yerinde sayarken, giderler koşar adım ilerliyor. Resmi açıklamalara bakıldığında maaşlar artıyor, asgari ücret yükseliyor, memur ve emekliye zam yapılıyor. Ancak mutfağa giren, faturayı ödeyen, pazara çıkan yurttaş için tablo bambaşka. Çünkü ücretlerdeki artış, fiyatlardaki yükselişin çok gerisinde kalıyor.
Bir yıl önce aynı maaşla yapılan alışveriş, bugün ya daha az ürünle tamamlanıyor ya da bazı kalemler tamamen listeden çıkarılıyor. Kırmızı et, birçok hane için “özel gün”........
