menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İktidarın 23 yıllık muhasebesi

30 0
11.07.2026

Kendi yarattığı sorunları çözmek ve bedelini millete ödetmek.

Son 23 yılda Türkiye’de iktidar, önüne koyduğu her “büyük zafer”i, “tarihi dönüşüm”ü, “stratejik hamle”yi büyük bir gururla millete sundu.

Meydanlarda, ekranlarda, mitinglerde, gazete manşetlerinde bu başarılar coşkuyla anlatıldı. Ama perde arkasına, olayların kronolojisine ve soğukkanlı bir muhasebeye baktığınızda ortaya çıkan tablo şudur.

İktidarın siyasi başarı diye pazarladığı şeylerin büyük çoğunluğu, bizzat kendisinin daha önce bozduğu, dağıttığı, yanlış yönettiği meseleleri yeniden toparlama çabasından ibarettir.

Üstelik bu toparlama süreci de çoğu zaman yeni yaralar açarak, yeni maliyetler üreterek gerçekleşmiştir.

En çarpıcı örneklerden biri Cemaat meselesidir. 2002-2013 arası dönemde Cemaat, iktidarın en yakın müttefiki, en etkili “derin” ortağıydı. Yargı, emniyet, bürokrasi, medya, eğitim… pek çok alanda birlikte hareket ettiler.

Ergenekon ve Balyoz davaları bu ittifakın en somut ürünüydü. O dönemde “vesayetçi yapılara karşı mücadele” diye sunulan operasyonlar, aslında hukukun askıya alınması, delil uydurma, işkence iddiaları ve muhalifleri tasfiye aracı haline gelmişti.

Sonra 17-25 Aralık 2013’te aynı Cemaat, iktidara karşı döndü. Gezi’den sonra iyice gerilen ip koptu. 15 Temmuz darbe girişimiyle birlikte ise tam bir felakete dönüştü.

İktidar, yıllarca kol kola yürüdüğü yapıyı “paralel devlet” ilan etti ve onunla mücadele etmeyi “milli mücadele” diye sundu. Yani kendi yarattığı, beslediği, güçlendirdiği bir sorunu “kahramanca” çözüyormuş gibi bir anlatı kuruldu.

Oysa meselenin kökünde, devletin kurumlarını ideolojik ve cemaatsel kadrolaşmaya açmanın getirdiği ağır bedel vardı.

Benzer bir döngü Ergenekon sürecinde de yaşandı. O davalar sırasında “derin devlet” temizleniyor diye alkışlanan operasyonlar, zaman içinde hukuksuzluğun simgesi haline geldi.

Yargılamalar çöktü, beraatlar ardı ardına geldi. İktidar, bu sefer de “biz o zaman yanıldık” demedi. Aksine, “o dönemki yargı bağımsızdı” gibi garip bir savunma geliştirildi.

Kendi döneminin en büyük “hukuk operasyonu”nu bile eleştirmekten kaçınıldı.

Eleştirenler ise........

© Elips Haber