menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İdeolojik bağnazlık ve saplantılı aşk

19 0
18.05.2026

Bazen hayat, en acı gerçekleri en basit cümlelerle fısıldar. “Ya benimsin ya kara toprağın…” Bu tek satır, hem kıskanç bir âşığın gözyaşları içinde haykırdığı hem de bir ideoloğun tribünlerde coşkuyla tekrarladığı o karanlık yemindir.

Bazen hayat, en acı gerçekleri en basit cümlelerle fısıldar. “Ya benimsin ya kara toprağın…” Bu tek satır, hem kıskanç bir âşığın gözyaşları içinde haykırdığı hem de bir ideoloğun tribünlerde coşkuyla tekrarladığı o karanlık yemindir.

İkisi arasında zerre fark yoktur. İkisi de aynı ruhsal sefaleti, aynı sahiplenme açlığını, aynı “seni yok etmeden var olamam” çaresizliğini taşır.

Düşünün. Bir insan size âşık olduğunu söylerken aslında neyi kastetmektedir?

“Benim gibi düşüneceksin. Benim gibi hissedeceksin. Benim değerlerimi, benim korkularımı, benim hayallerimi giyeceksin. Benim dışımda bir hayatın olmayacak. Arkadaşların, şarkıların, kitapların, suskunlukların… hepsi benim onayım olmadan var olamayacak.

Sen sadece benim hikâyemin bir parçası olacaksın; kendi hikâyeni yazmaya kalkarsan ihanet etmiş olursun.”

Aynı cümleleri ideolojik bir fanatik de kurar, sadece kelimeleri değiştirir: “Parti gibi düşüneceksin, lider gibi konuşacaksın, biz gibi yaşayacaksın. Bizim dışımızda bir düşünce, bir şüphe, bir soru yasaktır.

Senin bireysel varlığın tehlikelidir. Ya bizimlesin ya karşıdasın. Ara yol ihanet yoludur.”

Bu iki tavır da aynı psikolojik mekanizmadan........

© Elips Haber