menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Annem Türkçe konuşmaya başlayınca

42 0
27.02.2026

Annemin yüzüne baktım.

Gözleri ile isyan ediyordu.

Başını hiç öne eğmeden "Yürü oğlum” dedi. “Biz utanılacak bir şey yapmadık. Onlar utansınlar ve sakın üzüldüğünü belli etme" dedi bana ve yavaşça beni ileriye doğru itekleyerek yürümeye başladı. Cesaret bulaşıcıdır derler, o andan itibaren annemin cesaretine teslim oldum ve en az onun kadar kendinden emin ve kararlı adımlarla yürümeye başladım.

İkimiz de kelepçeliydik, hem de benim sağ kolumu annemin sol koluna kelepçelemişlerdi. Artık kelepçeler bir küçük düşme, ezilme ve aşağılanma duygusuna neden olmuyordu; tam tersine, sanki göğsüme asılmış bir onur madalyasıymış gibi, gururla yürüyordum.

Mardin/Savur’da jandarma karakolu ile adliye arasındaki mesafe yaklaşık bir buçuk kilometre idi. O mesafeyi nasıl gururla yürüdüğümü dün gibi hatırlıyorum. Annemi ve onun destansı cesaretini ruhumda hissetmek beni bambaşka biri yapmıştı.

Jandarma komutanı “Adliyeye kadar yürütün bunları” demişti. Kimin umurunda? Sanki güneş bizim için doğmuştu ve biz ilk kez bu muhteşem ışıltının altında yürüyorduk.

Etrafımızı bir grup jandarma sarmıştı. Yaklaşık 10 jandarma arasında yürüyorduk. Annemle kelepçelenmiş bir şekilde.

Babam üç beş metre ilerimizde köylülerin önünde yürüyordu. Zavallı babam; bir zamanlar bana şöyle demişti: ‘’Ben sadece iki şeyden korkarım, Biri, yukarıda Allah. İkincisi, aşağıda hükümet’’. Galiba babam o gün hükümet korkusunu biraz yenmişti.

Babamın bakışları da çok cesaret vericiydi, her iki adımda bir dönüp anneme bakıyordu ama yüzündeki ifadeler sürekli........

© Elips Haber